Kazdağları ve bölgede yaşayan halk, ‘altın madenciliği’ adı altında yapılan çalışmalar nedeniyle ciddi tehdit altında bulunurken; CHP Çanakkale Milletvekili Serdar Soydan, konuyla ilgili Meclis Araştırması açılmasını istedi. Önerge üzerine söz alan İstanbul Milletvekili Levent Tüzel de, “Kazdağları sondajlar nedeniyle adeta delik deşik edilmiş durumda” dedi.Önerge AKP’lilerin oylarıyla reddedildi.
Uzak Ülkede bayram var…
Beyazlar giymiş insanlar tören adımlarıyla ilerliyor…
Ellerinde yitirilmemiş güzelliklerin resmedildiği pankartlar…
Dağlar, nehirler, ovalar, kıyılar, denizler…
Kurtarıcı, ulusal birlik, bağımsızlık, laiklik, çağdaşlık, özgürlük…
Gençler, yaşlılar, işçiler, köylüler, öğrenciler, çağdaş eğitimin öğretmenleri…
Cumhuriyet kadınları, sanatçılar, bilim adamları… Yürüyorlar.
KOZMETİK ÜRÜNLER DOĞAYI ZEHİRLİYOR
Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma fikri hemen hemen herkes tarafından onaylanıyor ancak gerekleri ne kadar yapılıyor dersiniz. Çevre konusundaki hassasiyet enerji sorununa odaklanmış durumda, Nükleer Santraller, HES’ler tartışılıp duruyor. Enerji konusunun bu kadar ilgi görmesinin ana nedeni, çok karlı ve vazgeçilemez olmasından dolayı büyük sermaye gruplarının hemen hemen hepsinin bu alanda yatırım yapması olabilir mi acaba?
Kozak Yaylası’nda işletilmek istenen altın madenine karşı çıkan yöre halkına destek amacıyla geçen yıl nisan ayında bölgeye giden TEMA Onursal Başkanı Hayrettin Karaca ve beraberindekiler hakkında şüpheli sıfatıyla işlem başlatıldı.
Nisan 2010 tarihinde, yaylada incelemede bulunmak isteyen Karaca ve arkadaşlarının yolunun kesilmesi ve üzerlerine korku salınarak, ormanlık alandan ayrılmaya zorlanmasıyla başlayan süreçte Karaca, 16 ay sonra adli birimlere ifade vermeye çağrıldı. Karaca’yla birlikte Kozak Yaylası Çevre Koruma Derneği Sözcüsü Gülden Karabudak ve Turgutlu Çevre Hareketi’nden avukatHasan Namak da şüpheli sıfatıyla ifadeye çağrıldı.
Hayrettin Karaca, gelişmelerle ilgili olarak, “Yavuz hırsız ev halkını bastırır mı?” dedi. Karaca, kendisine ifade vermesi için tebligat yapıldığını ve bayram tatilinden sonra giderek cevap hakkını kullanacağını söyledi. Karaca, Kozak Yaylası’nda başından geçenlerle ilgili olarak, ülkesinin topraklarında esir muamelesi gördüğünü ve bunu içerlediğini belirterek “Yetmiyormuş gibi bir de suçluymuşum gibi ifademi istiyorlar. Üzüntümden ne diyeceğimi bilemiyorum” dedi.
Cumhuriyet
Dünyada yalnızca Düzce’de yetişen pelemir otu HES tehdidi altında
Bulundu, yok oluyor
Gölyaka-Hendek Aksu Deresi ve Çevresini Koruma Birliği kurucularından Tayfun Habiçoğlu HES’in inşaatı sırasında bitki örtüsünün yerle bir edildiğini ve doğal dengenin bozulmaya başladığını söyledi.
Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ile otoyollar 25 yıllığına özelleşiyor
Tarım arazileri sınırsız yapılaşmaya açıldı. Köprüler, yollar özelleştiriliyor Satılmadık ne kaldı? Kıyılara yeni darbe Hükümet, düzenlemeleri Meclis’ten kaçırmak için çıkardığı KHK ile meralardan sonra tüm tarım arazilerini de yapılaşmaya açacak bir düzenlemeye gitti. Özellikle kıyı şeridindeki nitelikli tarım arazilerinin üzerine serbestçe lüks konutlar ve turistik tesisler kurulabilecek.
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulları Kanun Hükmünde Kararname ile lağvedildi
Bakanlık atayacak Yeni oluşturulan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın kuruluşunu düzenleyen 644 sayılı KHK’de değişiklik yapan 648 sayılı KHK’ye göre, ülkedeki tüm Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları ve Yüksek Kurul üyelerinin görevlerine 17 Ağustos 2011 tarihi itibarıyla son verildi. Yeniden oluşturulacak kurullara üniversitelerden üye atanması da yürürlükten kaldırıldı. Atamalar bundan böyle bakanlık tarafından yapılacak. Kimse duymadı Hukukçular TBMM’de değerlendirilmesi ve kamuoyunda tartışılması gereken “kanun” niteliğindeki bu düzenlemenin, Meclis’in ve ilgili çevrelerin hemen hiç haberi olmadan “sadece bakanların imzası”yla yürürlüğe sokulmasını, demokratik hukuk devleti ilkelerine uygun bulmuyorlar. Kararnamenin kültür ile çevre arasındaki ayrılmaz bağı kopartması da uluslararası ilkelere aykırı bulunuyor.
Koruma kurulları lağvedilerek ‘tabiatın korunması’ Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlandı
Doğal sitlere elveda
İki yıldır hükümetin gündeminde olan “Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı”ndaki eleştiri odağı olan kurallar bu kez kanun hükmünde kararname (KHK) yöntemiyle yasalaştı. 17 Ağustos 2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 648 sayılı KHK ile, doğal sitler ve tabiat varlıkları ile “akıbet”leri, yeni kurulan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bağlandı… Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın kuruluşunu düzenleyen 644 sayılı KHK’de değişiklik yapan 648 sayılı KHK’ye göre, ülkedeki tüm Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulları ve Yüksek Kurul üyelerinin görevlerine de 17 Ağustos 2011 tarihi itibarıyla son verildi. Yeniden oluşturulacak ve adları sadece “Kültür Varlıklarını Koruma” olacak kurullarına YÖK kanalıyla üniversitelerden üye atanması da yürürlükten kaldırıldı.‘Tabiat’ komisyonlara… Bugüne dek belirlenen tüm doğal sitler ile korumaya alınmış tabiat varlıkları hakkında değerlendirme yapmak, doğa koruma alanlarını yeniden belirlemek için yeni bakanlığa bağlı “Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü” kuruluyor. Bunun için gerekli ön çalışmaları yapmak üzere de aynı genel müdürlüğe bağlı “Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu”, illerde de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı temsilcisinin başkanlığında “Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonları” oluşturuluyor… Öteden beri Orman Bakanlığı’na bağlı olan “Milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, sulak alanlar ve benzeri koruma statüsü bulunan diğer alanların tescil, onay ve ilanına dair usul ve esasları belirlemek ve bu alanların sınırlarını tescil etmek” de aynı genel müdürlüğün yetkisine devrediliyor. ‘ÖÇKK’ kapatıldı! Buna koşut olarak 1989’dan bu yana faaliyette olan Özel Çevre Koruma Kurumu (ÖÇKK) ise “kapatılıyor”; yani yok ediliyor. Personel ve ekipmanı ise yeni genel müdürlüğe aktarılıyor. Doğal sitlerin kentsel ve arkeolojik sitlerle çakışması durumunda izlenecek yöntem içinse Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca müştereken çalışma yapılacağı öngörülüyor… Edinilen bilgiye göre, “üyeleri kalmayan” koruma yüksek ve bölge kurulları, YÖK’ün de devre dışına çıkarılmasıyla sadece bakanlıkça atanabilecek yeni üyeleri oluşuncaya kadar çalışma yapamayacaklar.
Cumhuriyet Gazetesi (22.08.2011)
Bartın Irmağı’ndaki toplu balık ölümleri nedeniyle sudan numune alındı.
Kemerköprü mevkisinde, ırmaktan çok sayıda balığın su yüzüne vurması üzerine vatandaşların haber verdiği İl Çevre ve Orman Müdürlüğü yetkilileri ile belediye ekipleri incelemeler yaptı.
Bir tekstil fabrikasından bırakıldığı sanılan kimyasal maddenin yol açtığı iddia edilen balık ölümleriyle ilgili sudan alınan numuneler, analiz için Ankara Etlik Merkez Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü Müdürlüğüne gönderildi.
Belediye Başkanı Cemal Akın, Bartın Irmağı’nda zaman zaman balık ölümlerinin yaşandığını söyledi.
Irmak yüzeyinin siyah renge büründüğünü ve durumun kentte faaliyet gösteren tekstil fabrikasının kimyasal madde bırakmasından kaynaklandığını düşündüklerini anlatan Akın, şöyle konuştu:”Sayıyla ifade edilemeyecek boyutta balık ölümleri yaşandı. Bazı bölgelerde su yüzeyinin ölü balıklarla kaplandığını gördük ve büyük üzüntü yaşadık. Yine birçok bölgede de yüzlerce balık suyun kenarında can çekişiyor. Durumun ilimizde faaliyet gösteren bir tekstil fabrikasından bırakılan kimyasal atıktan kaynaklandığı düşünülüyor. Tabi bu analizlerin ardından kesinlik kazanacak. Vatandaşlarımızı ve özellikle de çocuklarımızı ırmaktaki ölü balıkları toplamamaları konusunda uyarmak istiyorum.”
ntvmsnbc
Kütahya Gümüşköy İzleme Platformu’ndan yapılan açıklamada, Eti Gümüş AŞ’de çalışan 70′e yakın işçinin zehirlenme şüphesiyle Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesi’ne sevk edildiği belirtildi.