BASININ VE KAMUOYUNUN DİKKATİNE !

                                    BASININ VE KAMUOYUNUN DİKKATİNE

          KAZDAĞLARINDA SİYANÜRLE ALTIN MADENCİLİĞİ İSTEMİYORUZ !

          Ülkemizin % 50 sinden fazlası küresel sermaye tarafından maden aramaları(özellikle altın ve gümüş) gerekçe gösterilerek  onur kırıcı ruhsat bedelleri karşılığı ipotek altına alınmıştır.

           İpotek altındaki bölgelerden biriside Kazdağlarıdır.Kazdağları Bandırma’dan  Ayvalık’a , Midilli’ye ,Gökçeada’ya kadar yörede yaşayan 2 milyon insanın temiz ve güvenilir su kaynağı , oksijen kaynağı , çok değerli tarım alanları , bütünlüğü korunan önemli orman alanlarımızdandır. Birçok endemik bitkiyi barındıran önemli gen merkezi , yaban hayatı için değerli bir yaşam alanıdır.Tarih  ve mitoloji alanıdır.Kısacası geçmişten devraldığımız titizlikle koruyarak gelecek kuşaklara devretmemiz gereken değerli bir mirastır.

            Şimdi bu bölgede özellikle altın tekelleri sondaj çalışmalarını tamamlamak üzeredirler. Bu amaçla Kazdağlarında 13 adet işletme , 13 adet arama ve işletme  , 8 adette de arama olmak üzere toplam 34 adet ruhsat verilmiştir.Fırsat bulurlarsa yakında işletmeye başlayacaklardır. Yani Kazdağlarının hemen tamamında  cehennem çukurları açacaklar , milyonlarca ton kayacı öğütecekler ,yüz binlerce ton siyanür kullanarak, siyanürle kirletilmiş milyonlarca ton zehirli atıkla  bizi baş başa bırakacaklar , yer altı sularımızı , havamızı zehirleyecekler , radyoaktifiteyi arttıracaklar , bölgedeki tarımsal üretimin değerini ve miktarını düşürecekler ,insan başta olmak üzere tüm canlıların amansız hastalıklara yakalanmalarına sebep olacaklardır.Başka bir deyişle yeryüzü cenneti olarakta adlandırılan bu bölgede yaşamı bitireceklerdir.Bölgede yaşayan, buradan hava soluyan , su içen , beslenen yurttaşlar olarak bu duruma sessiz kalmayacağız.

            Doğal yaşam için en temel ihtiyaçlardan biri olan suyun , artan nüfus ve plansız büyüme ile birlikte tükenmeye başlaması kullanılabilir-içilebilir –temiz suya erişimde yaşanan sorunlar su yoksunluğu ve yoksulluğu , suyun “ ticari bir metea” olarak görülmeye başlanmasıyla uluslar arası su politikası da değişmeye başlamıştır.Su yüzünden gelecekte savaşların çıkması kaçınılmazdır. Siyanürle altın madenciliğinde 1 ton kayaç için 3 ton su kullanılmaktadır. Bir başka değişle 3 gr altın için 3 ton su kirletilerek geri dönüşü olmayacak bir şekilde yok edilecektir.Buradan Kazdağlarında milyarlarca ton suyun maden çıkarmada yok edileceği açıktır. Gerçekler bu iken çok uluslu altın tekellerine sularımızı kirletip yok etsinler diye su tahsis etmek gibi bir lüksümüz olamaz.          

İlimizde ve bölgemizde altın işletmesi yapmak isteyen çok uluslu tekellerin önündeki en büyük engellerden birisi 3573 sayılı zeytincilik yasasının 20. maddesidir.Söz konusu madde “ zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 km mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan , toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez ….” demektedir.Bu madde zeytincilik yasasının omurgasıdır. Bu maddeyi değiştirip madenlerin ve kirli sanayinin talanına açmak için bu güne kadar özellikle maden tekelleri tarafından 4 kez saldırı düzenlenmiş , 4 üde  TBMM de tüm partilerin oybirliği ile engellenmiştir.Şimdi zeytincilik yasasını uygulamakla görevli Tarım ve Köyişleri Bakanlığı eliyle zeytincilik yasası yönetmeliğinde değişiklik yaparak yasayı işlemez hale getirmeye çalışmaktadırlar.Zeytincilik yasası bu hali ile hem zeytinleri hem de çevreyi koruyan mükemmel bir yasadır.6 bin yıldır insanlığın hizmetinde olan sağlığın ,bereketin ve barışın simgesi kutsal zeytin ağaçlarına ve zeytincilik yasasına sahip çıkmaya kararlıyız.

Hal böyle iken geçtiğimiz günlerde Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı ile Çevre ve Orman Bakanlığından yetkililerin Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası marifeti ile ilimize getirilip siyanür reklamı yaptıklarını üzüntü ile izledik. Adı geçen yetkililer kendilerinden geçerek siyanürün zehir olmadığı yalanını utanmadan, sıkılmadan söyleyebilmişlerdir.Ayrıca dağların delik deşik edilmesinin de sakıncası olmadığını yer altı kaynaklarının ne pahasına olursa olsun açığa çıkarılmasını istemişlerdir.Geçmiş dönemde aynı talepleri dile getiren Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanları da gördük. Bakanları ve Bakanlık yetkililerini kendilerinden geçiren onlara yalan söyletenlerin kimler olduğunu bizler biliyoruz.Yine bizler bilimsel olarak açıklandığı gibi siyanürün zehir olduğunu ayrıca da açığa çıkardığı arsenik,nikel,krom,civa vs.gibi ağır metallerle topraklarımızı,yer altı sularımızı ,havamızı zehirlediğini biliyoruz.Siyanür zehir değildir diyenlere sorumluluğunu üstlenerek 1 gr siyanür yiyip zehirli olup olmadığını tüm yurttaşlarımıza göstermelerini tavsiye ediyoruz.

 Bugün burada tarihe not düşüyoruz. Havamızı ,suyumuzu ,topraklarımızı kirletenleri ,ormanlarımızı yok edenleri ,aşımıza ,ekmeğimize göz koyanları ve onlara yardım ve yataklık edenleri kamuoyuna teşhir ediyoruz.

Buradan işbirlikçilere,zeytin düşmanlarına, çevreyi katledenlere ve onlara yardım ve yataklık edenlere sesleniyoruz.Tüm Kazdağları,zeytinlikler,Çanakkale’nin tümü çok ağır bedeller ödenerek kazanılmış kutsal vatan toprağıdır.İşbirlikçilerin ve emperyalistlerin emelleri uğruna kiralanamaz , üzerine ipotek konulamaz ve kirletilemez.

Bölgemize ve vatanımıza sahip çıkacağız.

            Saygılarımızla

Hicri NALBANT

Ziraat Müh.Odası Şube Başkanı

Çanakkale Çevre Platformu Dönem Sözcüsü


Alper Arın tarafından eklenmiş son yazılar:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir