<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Doğanın Melek Tozları</title>
	<atom:link href="http://doganin.melektozlari.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://doganin.melektozlari.com</link>
	<description>Yaşadığı yeryüzüne saygılı İlhan İrem dinleyicileri</description>
	<lastBuildDate>Mon, 06 Feb 2012 12:47:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Mini TEMA İçin Ekleyin Destekleyin</title>
		<link>http://doganin.melektozlari.com/mini-tema-icin-ekleyin-destekleyin</link>
		<comments>http://doganin.melektozlari.com/mini-tema-icin-ekleyin-destekleyin#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Feb 2012 12:47:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Alper Arın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Kampanyalar]]></category>
		<category><![CDATA[#imfz {position:absolute;overflow:auto;height:0;width:0;}Tema]]></category>
		<category><![CDATA[Minik TEMA]]></category>
		<category><![CDATA[Tema vakfı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://doganin.melektozlari.com/?p=1115</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://doganin.melektozlari.com/mini-tema-icin-ekleyin-destekleyin/dmt-3" rel="attachment wp-att-1116"><img class="alignnone size-full wp-image-1116" title="Minik TEMA" src="http://doganin.melektozlari.com/wp-content/uploads/dmt1.jpg" alt="" width="666" height="850" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://doganin.melektozlari.com/mini-tema-icin-ekleyin-destekleyin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kaz Dağları&#8217;nın Suyuna Göz Diktiler</title>
		<link>http://doganin.melektozlari.com/kaz-daglarinin-suyuna-goz-diktiler</link>
		<comments>http://doganin.melektozlari.com/kaz-daglarinin-suyuna-goz-diktiler#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Jan 2012 20:29:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Alper Arın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://doganin.melektozlari.com/?p=1110</guid>
		<description><![CDATA[Kaz Dağları’nda altın işletmeciliğine hazırlanan şirket, gerekli su ihtiyacının karşılanması için baraj yapılmasını istedi. Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, ilin su kaynakları üzerine kurulacak barajın, 400 bine yakın kişinin su gereksinimini olumsuz etkileyeceğini belirtti. &#160; Kaz Dağları eteklerine kurulacak maden &#8230; <a href="http://doganin.melektozlari.com/kaz-daglarinin-suyuna-goz-diktiler">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kaz Dağları’nda altın işletmeciliğine hazırlanan şirket, gerekli su ihtiyacının karşılanması için baraj yapılmasını istedi. Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, ilin su kaynakları üzerine kurulacak barajın, 400 bine yakın kişinin su gereksinimini olumsuz etkileyeceğini belirtti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span id="more-1110"></span><br />
<strong>Kaz Dağları eteklerine kurulacak maden bölgeyi kurutacak</strong><br />
<strong>&#8220;Altın için suya kıyacaklar&#8221;</strong><br />
Kaz Dağları eteklerinde faaliyete geçecek altın madeninin ihtiyaç duyduğu su için kurulması planlanan baraj bölge insanını susuz bırakacak, kuraklığa yol açacak.</p>
<p>Kuzey Biga Madencilik İcra Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Han İlhan, Kazdağları eteklerinde 2014 yılında faaliyete geçirmeyi hedefledikleri altın işletmeciliği için gerekli olan su ihtiyacının DSİ 25. Bölge Müdürlüğü’nce uygun görülecek alana kurulacak baraj ile karşılanabileceğini söyledi. Açıklama, Çanakkale şehir merkezinin içme suyu ve tarımsal sulama ihtiyacını karşılayan Atikhisar, Umurbey Ovası tarımsal sulama suyunun depolandığı Bayramdere ve Biga tarımı için önemli su kaynağını oluşturan Bakacak barajlarının su kaynaklarını engelleyeceği için kuraklık endişesi doğurdu.<br />
<strong>‘Katletmek demek’</strong><br />
Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, ilin bölgesel su kaynakları üzerine kurulacak barajın, 400 bine yakın insanın su ihtiyacını olumsuz yönde etkileyeceğini belirtti. Gökhan, “Su kaynaklarının üzerine baraj kurdurmak bu kentte yaşayan insanları susuzluğa mahkûm ettirip katletmek demektir. Bu anlayış, çokuluslu 6. Filo’nun işgalci anlayışını ortaya koymaktadır” dedi.<br />
Çanakkale Çevre Platformu Dönem Sözcüsü Hicri Nalbant da, “Çanakkale halkının sularına da göz diktiler. Siyanürlü liç havuzları kurup bunları baraj suları ile kirletip bölgede tek bir canlı bırakmama kararlılığı içinde oldukları açığa çıkmıştır. Bu açıklama gerçek niyetlerini ortaya çıkarmıştır” dedi.</p>
<p><strong>Mehmet Celen (Cumhuriyet-16.01.2012)</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://doganin.melektozlari.com/kaz-daglarinin-suyuna-goz-diktiler/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Meşeler Yuva Arıyor</title>
		<link>http://doganin.melektozlari.com/meseler-yuva-ariyor</link>
		<comments>http://doganin.melektozlari.com/meseler-yuva-ariyor#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 08 Dec 2011 13:46:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Alper Arın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Kampanyalar]]></category>
		<category><![CDATA[Meşe]]></category>
		<category><![CDATA[Meşe Kampanyası]]></category>
		<category><![CDATA[Tema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://doganin.melektozlari.com/?p=1097</guid>
		<description><![CDATA[]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://doganin.melektozlari.com/meseler-yuva-ariyor/mese-kampanya" rel="attachment wp-att-1098"><img class="alignnone size-full wp-image-1098" title="Meşe Kampanyası" src="http://doganin.melektozlari.com/wp-content/uploads/Mese-Kampanya.jpg" alt="" width="640" height="982" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://doganin.melektozlari.com/meseler-yuva-ariyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;TÜRKİYE&#8217;DE SU KRİZİNİ DERİNLEŞTİREN POLİTİKALAR&#8221; PANEL DAVETİ</title>
		<link>http://doganin.melektozlari.com/turkiyede-su-krizini-derinlestiren-politikalar-panel-daveti</link>
		<comments>http://doganin.melektozlari.com/turkiyede-su-krizini-derinlestiren-politikalar-panel-daveti#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Dec 2011 20:14:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Alper Arın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Duyurular]]></category>
		<category><![CDATA[Etkinlikler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Su krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Su Krizi Panel Daveti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://doganin.melektozlari.com/?p=1090</guid>
		<description><![CDATA[&#160; &#160; &#160; “TÜRKİYE’DE SU KRİZİNİ DERİNLEŞTİREN POLİTİKALAR” PANELİ 10 Aralık 2011, İstanbul Su Hakkı Kampanyası, dünyada ve Türkiye’de suyun özelleştirilmesinin, ticarileştirilmesinin tarihsel gelişimini, yarattığı sosyal, ekonomik, ekolojik, kültürel sorunları ve bu sorunların çözülmesine yönelik yine dünyada ve Türkiye’de alternatif &#8230; <a href="http://doganin.melektozlari.com/turkiyede-su-krizini-derinlestiren-politikalar-panel-daveti">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://doganin.melektozlari.com/turkiyede-su-krizini-derinlestiren-politikalar-panel-daveti/su-krizi-afisi-1024" rel="attachment wp-att-1091"><img class="alignnone size-full wp-image-1091" title="Su Krizi Afişi" src="http://doganin.melektozlari.com/wp-content/uploads/su-krizi-afisi-1024.jpg" alt="Su Krizi Afişi" width="724" height="1024" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span id="more-1090"></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“TÜRKİYE’DE SU KRİZİNİ DERİNLEŞTİREN POLİTİKALAR” PANELİ<br />
10 Aralık 2011, İstanbul<br />
Su Hakkı Kampanyası, dünyada ve Türkiye’de suyun özelleştirilmesinin, ticarileştirilmesinin tarihsel gelişimini, yarattığı sosyal, ekonomik, ekolojik, kültürel sorunları ve bu sorunların çözülmesine yönelik yine dünyada ve Türkiye’de alternatif arayışlarını ele alan bir araştırma kitabı hazırladı. Kitabı, “YENİ BİR SU POLİTİKASINA DOĞRU -Türkiye’de Su Yönetimi, Alternatifler ve Öneriler-” adıyla yayınlıyoruz.<br />
Suyu en temel insan hakları arasında ve kamusal varlık olarak görmemek, kamusal hizmet alanı dışına çıkarmak, yönetimini ticarileştirmek, su kaynaklarını özelleştirmek; artan su faturalarına, su kaynaklarının borularla, şişelerle taşınmasına, tüm nehirlerin üzerine baraj ve HES’ler inşa edilmesine yol açarken; su krizinin ve suya erişimde var olan adaletsizliğin daha da şiddetlenmesine neden olmaktadır.<br />
Bütün bu olumsuzluklar karşısında, Amazon Ormanı’nın içlerinde dünya üzerindeki üçüncü büyük Belo Monte barajının yapımını durduran, Erzurum, Loç, Senoz, Yuvarlakçay, Ordu’da yeni HES’lerin yapılmasına direnen, Yusufeli, Ilısu, Yortan ve Munzur barajlarının ekolojik, kültürel, sosyal yıkımlarına dikkat çeken, dünya çapında binlerce topluluk sadece günlük yaşamlarını devam ettirebilmek için, temiz su ve sağlıklı yaşam koşulları için, suyun bir insan hakkı olarak tanınması, suyun tüm canlılar ve gelecek kuşaklar adına korunması için, su kaynaklarını hükümetlerin ve şirketlerin talanına karşı korumanın mücadelesini vermekteler.<br />
10 Aralık Cumartesi günü “YENİ BİR SU POLİTİKASINA DOĞRU -Türkiye’de Su Yönetimi, Alternatifler ve Öneriler-” kitabının yazarı Dr. Akgün İlhan, Doç. Dr. Ali Kerem Saysel, Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi’nden Ercan Ayboğa’nın katılımıyla “Türkiye’de su krizini derinleştiren politikalar” başlığı altında su sorununu ve alternatif çözüm önerilerini ele alacağız.<br />
Panelde sizleri de aramızda görmekten büyük memnuniyet duyacağız.</p>
<p>“TÜRKİYE’DE SU KRİZİNİ DERİNLEŞTİREN POLİTİKALAR” PANELİ<br />
Dr. Akgün İlhan (Barcelona Otonom Unv. ICTA)<br />
Doç. Dr. Ali Kerem Saysel (Boğaziçi Unv. Çevre Bilimleri Enstitüsü)<br />
Ercan Ayboğa (Hasankeyf’i Yaşatma Girişimi)<br />
Moderatör: Nuran Yüce (Su Hakkı Kampanyası)<br />
Tarih: 10 Aralık 2011, Cumartesi, Saat: 14.00<br />
Yer: Taksim Hill Otel-Sıraselviler Cad.No:5, Taksim/İSTANBUL</p>
<p>İrtibat Tel: +90 212 292 34 39 E-posta: bilgi@suhakki.org</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://doganin.melektozlari.com/turkiyede-su-krizini-derinlestiren-politikalar-panel-daveti/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AKP, altın tekellerine kol kanat gerdi</title>
		<link>http://doganin.melektozlari.com/akp-altin-tekellerine-kol-kanat-gerdi</link>
		<comments>http://doganin.melektozlari.com/akp-altin-tekellerine-kol-kanat-gerdi#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Nov 2011 11:30:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Alper Arın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Madeni]]></category>
		<category><![CDATA[Biga]]></category>
		<category><![CDATA[Elmalı Köyü]]></category>
		<category><![CDATA[Kaz Dağları]]></category>
		<category><![CDATA[Termik Santral]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://doganin.melektozlari.com/?p=1080</guid>
		<description><![CDATA[&#160; Kazdağları ve bölgede yaşayan halk, ‘altın madenciliği’ adı altında yapılan çalışmalar nedeniyle ciddi tehdit altında bulunurken; CHP Çanakkale Milletvekili Serdar Soydan, konuyla ilgili Meclis Araştırması açılmasını istedi. Önerge üzerine söz alan İstanbul Milletvekili Levent Tüzel de, “Kazdağları sondajlar nedeniyle &#8230; <a href="http://doganin.melektozlari.com/akp-altin-tekellerine-kol-kanat-gerdi">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://doganin.melektozlari.com/akp-altin-tekellerine-kol-kanat-gerdi/31-biga_almali" rel="attachment wp-att-1081"><img class="alignnone size-full wp-image-1081" title="Biga- Elmalı Köyü" src="http://doganin.melektozlari.com/wp-content/uploads/31-biga_almali.jpg" alt="Biga- Elmalı Köyü" width="455" height="243" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kazdağları ve bölgede yaşayan halk, ‘altın madenciliği’ adı altında yapılan çalışmalar nedeniyle ciddi tehdit altında bulunurken; CHP Çanakkale Milletvekili Serdar Soydan, konuyla ilgili Meclis Araştırması açılmasını istedi. Önerge üzerine söz alan İstanbul Milletvekili Levent Tüzel de, “Kazdağları sondajlar nedeniyle adeta delik deşik edilmiş durumda” dedi.Önerge AKP’lilerin oylarıyla reddedildi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span id="more-1080"></span></p>
<p>CHP’li Soydan “Kaz Dağları’nda yaşanan çevresel sorunların ivedilikle çözülmesi, sağlıklı ve dengeli bir çevre için gereken yasal tedbirlerin tespit edilmesi” amacıyla Meclis araştırması açılmasını istedi.  Soydan, “Bölgede yaşanan çevresel sorunların ivedilikle çözülmesi ve yaşanabilir ve üretilebilir bir çevre için gereken yasal tedbirlerin tespit edilmesi amacıyla bir Meclis Araştırmasına ihtiyaç bulunmaktadır” dedi.</p>
<p><strong>‘YAŞAM ALANLARI YOK EDİLECEK’</strong></p>
<p>“Kazdağları tarihî ve mitolojik alandır. Geçmişten devraldığımız, titizlikle koruyarak gelecek kuşaklara devretmemiz gereken değerli tarihsel ve kültürel mirastır” diyen Soydan, çoğunlukla bölgenin kuzeyinde yer alan termik santraller ve kurulması planlanan çimento fabrikalarının bacalarından çıkacak zehirli gazlar ve etrafa yayılan küllerin havayı kirleteceğini, oluşan asit yağmurlarının ise tarım alanlarını ve Kazdağları’nın bitki örtüsünü yok edeceğini söyledi.</p>
<p>Soydan “Kül depolama alanlarından etrafa yayılan radyoaktivite ölümcül hastalıklara neden olmaktadır. Dünyanın en kirli sanayilerinin ve madenlerinin böyle dünyada eşi olmayan bir bölgede işletilmesinin hiçbir haklı gerekçesi yoktur” diyerek, Mecliste bir komisyon oluşturularak konunun araştırılmasını istedi.</p>
<p><strong>ETİ GÜMÜŞ HATIRLATMASI</strong></p>
<p>Genel Kurul’da önerge üzerine söz alan Tüzel de Kazdağları başta olmak üzere ülkede doğanın tahribatı ve tarihi kültürel varlıkların talanının giderek üretim ve yaşam alanlarını yok edecek boyutlara ulaştığına dikkat çekti.<br />
Kazdağları’nda yapılacak madenciliğin tehlikelerinin, çok kısa bir süre önce Kütahya Eti Gümüş Tesisleri’nde görüldüğüne vurgu yapan Tüzel, Ovacık ve Kışladağ altın madenlerinin çevresinde yaşanan zehirlenme ve kirlenme vakalarını örnek gösterdi.</p>
<p><strong>AKP’DEN ALTINCILARA DESTEK</strong></p>
<p>AKP’li Mehmet Daniş ise “termik santrallere karşısınız, çimento fabrikalarına karşısınız, altın madenciliğine karşısınız. Türkiye 7 milyar ile 10 milyar dolar altına para ödüyor yılda; yılda ödüyor kardeşim. Dünyanın 2. altın rezervine sahibiz, Hindistan’dan sonra en fazla altını biz ithal ediyoruz, bir buçuk milyar dolarını da bunun işleyip atıyoruz” diyerek, önergenin aleyhine konuşurken, CHP sıralarından “İnsanlığın satılmasına karşıyız”, “Bütün dağları delik deşik ettiniz. Dağları sattınız” sesleri yükseldi.</p>
<p>Konuşmaların ardından önerge, AKP’lilerin oyları ile reddedildi. <strong>(Ankara/EVRENSEL</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://doganin.melektozlari.com/akp-altin-tekellerine-kol-kanat-gerdi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>UZAK ÜLKE</title>
		<link>http://doganin.melektozlari.com/uzak-ulke</link>
		<comments>http://doganin.melektozlari.com/uzak-ulke#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Oct 2011 08:31:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Alper Arın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[İlhan İrem'den]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://doganin.melektozlari.com/?p=1071</guid>
		<description><![CDATA[Uzak Ülkede bayram var&#8230; Beyazlar giymiş insanlar tören adımlarıyla ilerliyor… Ellerinde yitirilmemiş güzelliklerin resmedildiği pankartlar… Dağlar, nehirler, ovalar, kıyılar, denizler… Kurtarıcı, ulusal birlik, bağımsızlık, laiklik, çağdaşlık, özgürlük… Gençler, yaşlılar, işçiler, köylüler, öğrenciler, çağdaş eğitimin öğretmenleri… Cumhuriyet kadınları, sanatçılar, bilim adamları… &#8230; <a href="http://doganin.melektozlari.com/uzak-ulke">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzak Ülkede bayram var&#8230;<br />
Beyazlar giymiş insanlar tören adımlarıyla ilerliyor…<br />
Ellerinde yitirilmemiş güzelliklerin resmedildiği pankartlar…<br />
Dağlar, nehirler, ovalar, kıyılar, denizler…<br />
Kurtarıcı, ulusal birlik, bağımsızlık, laiklik, çağdaşlık, özgürlük…<br />
Gençler, yaşlılar, işçiler, köylüler, öğrenciler, çağdaş eğitimin öğretmenleri…<br />
Cumhuriyet kadınları, sanatçılar, bilim adamları… Yürüyorlar.<br />
<span id="more-1071"></span><br />
Sıra sıra akıp giden resimlerde, asırlık değerleri uzak ülkenin…<br />
Askere, şehitlere, gazilere, yas, vefa, saygı…<br />
Kıyımı ve karanlığı kabullenmeyenlerin, özgürce yazma, konuşma, direniş hakları…<br />
Otoyollar, geçitler, gökdelenler, alışveriş merkezleri dışında, çağdaşlık ilkeleri ve evrensel değerleriyle büyüyen gelişen bir ülke…<br />
Merasim Kıtası protokolu selamlıyor…<br />
Şeref Tribününde güzel görüntüler…<br />
Vasatların tapon zihniyetini yerle bir eden…<br />
Tel tel dökülen gündemi dışlayan…<br />
Bu muhteşem ülkenin gerçek anlamını özümsemiş…<br />
Dini duyguların suistimal yörüngesinden kopuk…<br />
Emperyalistlerin emellerine taşeronluk etmeyen…<br />
“BİR” olarak geleceği müjdeleyen aydınlık yürekli liderler.<br />
Ve halk coşkuyla alkışlıyor!<br />
Binyıllık bilgelik coğrafyasında, erenlerin, dervişlerin ruhlarını sızlatmayan…<br />
Despotluk, ikiyüzlülük, riya, oyun, karalama ve yalanlardan uzakta…<br />
Hakça, kardeşçe bir yaşamı seçmiş, barışçıl insanlar.<br />
Korku imparatorluğunun anılardan bile ötelendiği…<br />
Ceberrut yaptırımların, özgürlük, demokrasi, açılım ve yenilenme olarak yutturulamadığı…<br />
Böylesi tuhaflıklar komedyasına, toplumun eli kalem tutan kesimlerinin, bilim adamlarının, gazetecilerin, yazarların, şarkıcıların, yalakalık boyutlarında alkış tutmadığı…<br />
Dereleri, zeytinleri, ağaçları, ormanları, sağlıkları, tarihleri, gelecekleri emperyalistlere peşkeş çekilmeyen… Hidroelektrik santrallara kurban edilmeyen… Doğası itinayla korunduğu için musluklarından siyanürlü su akmayan… Yörelerini tehdit eden böyle olaylar olduğunda, anlaşılmaz bir uyurgezerlik hali sergilemeyen… Oy deposu olmayı reddeden bilinçli insanlar.<br />
Artniyetli derebeylerinin dışında, bütün ülkelerin saygı duyduğu…<br />
Dünyanın, kurguladıkları ve fikirleriyle ayakta kalan tek lideri, Cumhuriyetin kurucusuna karalar çalma peşinde olmayan, tam tersine onun ilke ve devrimlerini yollarına ışık eden yöneticiler, aydınlar, sanatçılar… Ve O’nu anlayıp anlatacak, gelecek çağlara aktaracak nesiller yetiştirme uğraşında bir sistem.<br />
İçi boş efelenmelerden, kavgalı bir ruh halinden uzakta, “Yurtta Barış, Dünyada Barış” ilkesini baştacı eden bir yurt ve dünya politikası.<br />
Kendi ordusuna terörist muamelesini reva görürken, azılı teröristlerin üniforma giymiş sünnet çocukları gibi davul zurnayla karşılanıp, aklanmadığı bir ülke.<br />
Şaşmaz terazilerle haklıyı haksızdan ayıran…<br />
Şeffaf ve adaletli toplumsal kalkınma hamleleri dışında, beyinlerde bin tilkinin gezdiği cinlikleri olmayan…<br />
Suçlarını dahi bilmeyen insanların düzmece deliller ve türlü nedenlerle, rehineler gibi yıllarca tutuklu kalmadığı… Diğer tarafta iktidara yakın zanlıların davasında, soruşturmayı derinleştirmek isteyen savcıların bir gecede görevden alınıp, sonrasında tutukluların salıverilmediği, sonuna kadar güvenilir bir hukuk devleti.<br />
Çağdaş bir ülkede yaşadıklarına olan sonsuz inançla demokratik haklarını kullanan öğrencilerin içeri atılıp, aylarca tutuklu kalmadıkları harika bir ülke.<br />
Bu ülkede kötücül hiçbir şey yok!<br />
Sözgelimi, vatanın herhangi bir yöresinde bir doğal felaket yaşansa, birileri nefret mesajlarıyla ırkçılık ve bölücülük yapmıyor… Diğerleri de kardeşlerinin gönderdiği yardımları gerçek ihtiyaç sahiplerine ulaşmadan yağmalamıyor.<br />
Ülkeleri için canlarını veren şehitlerin acısını bütün insanların yüreklerinde hissettiği… Tüm felaketzedelere her zaman yapıldığı gibi… Şehitler için de kanalların ortak yayına geçip anma programları yaptığı, vefalı ve vicdan sahibi bir ülke.<br />
Din, mezhep, sağ, sol, zengin, fakir… Ayrılıklar yok!<br />
Bunlar üzerinden siyaset tarihe karışmış…<br />
Bebek katillerinin yol haritaları çoktan yırtılmış…<br />
Teröristlerle otel köşelerinde anayasa pazarlıkları hiç duyulmuş şey değil!<br />
Ulu önderin ilke ve devrimlerini kitaplardan çıkaran Milli Eğitim Bakanları yok…<br />
Ağaçlar, dereler yerine nükleer santralları savunan Çevre Bakanlarının…<br />
Tarihi hazinelerin kuma gömülüp baraj göllerinde boğulmasına göz yuman Kültür Bakanlarının olmadığı bir ülke.<br />
Kimse, kazılarda bulunan binlerce yıllık esere ‘çanak-çömlek’, heykellere ‘ucube’ demiyor.<br />
Zaman zaman küçük ölçekte zamlar olmuyor değil…<br />
Ama şu var ki, Başbabakan zamlardan şikayet edenlere; “Sigara içmeyiver, alkolü az tüket, Porsche’ye binme, Fiat’a bin” gibi şeyler söyleyip, kendisini insanların velisi, hamisi yerine koymuyor.<br />
Zaten böyle bir şey söylense, başta muhalefet olmak üzere herkes koro halinde; “Sana ne bizim içkimizden, sigaramızdan, arabamızdan” diye anında yanıtlardı…</p>
<p>Böyle bir ülke var. Bir asır önce tohumları atılmış… Tüm dünya tanımıştı.</p>
<p>İçimdeki uzak ülkede, Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının birlikte Kurtuluş Savaşını yapıp Cumhuriyeti kurduğu o insanlar, 2011 senesinde, aynı inanç ve dirilikle Atatürk’ün izinde… Çağdaş Türkiye Cumhuriyetinin ve devrimlerin arkasında kale gibi duruyor.</p>
<p>Düşlerimdeki bu ülkenin insanları, caddeleri bayraklarla donatıp, havayi fişeklerle şenlikler düzenleyecekler…<br />
Bugün Cumhuriyetin 88. Yılı.<br />
Kutlu olsun!</p>
<p>Işık ve sevgiyle…<br />
İlhan İREM<br />
(29 Ekim 2011)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://doganin.melektozlari.com/uzak-ulke/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gökçeada’da altın bulunmasına validen tepki</title>
		<link>http://doganin.melektozlari.com/gokceada%e2%80%99da-altin-bulunmasina-validen-tepki</link>
		<comments>http://doganin.melektozlari.com/gokceada%e2%80%99da-altin-bulunmasina-validen-tepki#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Oct 2011 19:43:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ufuk Agun</dc:creator>
				<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://doganin.melektozlari.com/?p=1068</guid>
		<description><![CDATA[Çanakkale’deki İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı’nda, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün (MTA) bölgede yaptığı çalışmalar hakkında bilgi veren Kuzeybatı Anadolu Bölge Müdürü Ali Altınay, Gökçeada’da altın rezervi tespit ettiklerini açıkladı. Toplantıya Başkanlık eden Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, ‘Nerede” diye &#8230; <a href="http://doganin.melektozlari.com/gokceada%e2%80%99da-altin-bulunmasina-validen-tepki">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><center><img src="http://img176.imageshack.us/img176/2245/gkeada27d3ac0yf1.jpg" alt="Gokceada" /></center>Çanakkale’deki İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı’nda, Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü’nün (MTA) bölgede yaptığı çalışmalar hakkında bilgi veren Kuzeybatı Anadolu Bölge Müdürü Ali Altınay, Gökçeada’da altın rezervi tespit ettiklerini açıkladı. Toplantıya Başkanlık eden Çanakkale Valisi Güngör Azim Tuna, ‘<em>Nerede</em>” diye sorarak, <span id="more-1068"></span>“<em>Yapmayın her şeyi bularak çıkarmak zorunda değilsiniz. Onlar bizim zaten, yerinde dursun</em>” diye tepki gösterdi.  Vali Tuna, Gökçeadada turizmi geliştirmeye çalıştıklarına dikkat çekerek, “<em>Siz de madenci sokmaya çalışıyorsunuz</em>” dedi. Çanakkale İl Genel Meclisi Toplantı Salonu’nda kamu kurum, kuruluşlarının temsilcileri ile ilçe kaymakamları ve belediye başkanlarının katılımıyla Koordinasyon Kurulu’nun 2011 yılı üçüncü dönem toplantısı düzenlendi. MTA’nın Çanakkale’deki projelerini anlatan Kuzeybatı Anadolu Bölge Müdürü Ali Altınay, Gökçeada İlçesi’nde altın rezervi saptandığını Vali Tuna başta olmak üzere, toplantıya katılanlar için adeta sürpriz oldu.</p>
<p>MTA Bölge Müdürü Altınay, Bölge Müdürlüğü’nün Çanakkale bölgesinde metalik maden aramaları ve jeotermale yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü açıklayarak, “<em>Bunlardan Gökçeada Metalik Maden Projesi üç yıllık sondaj çalışmalarından sonra tamamlanmış olup, şu anda fizibilite çalışması yapılmaktadır. Fizilibite çalışmasının ardından saha ihaleyle satılacaktır. Bu saha bakır, molibden ve altın sahasıdır</em>” diyerek sözlerine devam ederken Vali Tuna Altınay’a “<em>Nerede</em>”  diye sordu. Bunun üzerine Altınay, “<em>Gökçeada’da</em>” diye tekrarlayınca, Vali Tuna “<em>Yapmayın, her şeyi bulup çıkarmak zorunda değilsiniz. Onlar bizim zaten, yerinde dursun. Biz Gökçeada’da turizmi geliştirmeye çalışıyoruz, ‘organik ada’ diyoruz. Siz de madenci sokmaya çalışıyorsunuz</em>” dedi.</p>
<p>Altınay ise “<em>Çok küçük bir yer rezerv, sahanın tamamında değil</em>” diye yanıtlayınca, Vali Tuna da “<em>Yani yatırım yapmaya değecek bir şey değil o zaman. Bunları paylaşmadan önce bulduğunuz şeyleri ilgili birimlere iletin. Çok fazla kimseyle paylaşmazsınız diye düşünüyorum. Alternatif sahalar varsa ki, memleketimizin her tarafı maden yönünden zengin</em>” dedi.</p>
<p>http://iguneltr.wordpress.com/2011/10/13/gokceadaa-altin-bulunmasina-validen-tepki/</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://doganin.melektozlari.com/gokceada%e2%80%99da-altin-bulunmasina-validen-tepki/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğa Kirleniyor !</title>
		<link>http://doganin.melektozlari.com/doga-kirleniyor</link>
		<comments>http://doganin.melektozlari.com/doga-kirleniyor#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 26 Sep 2011 11:13:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Alper Arın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://doganin.melektozlari.com/?p=1062</guid>
		<description><![CDATA[KOZMETİK ÜRÜNLER DOĞAYI ZEHİRLİYOR Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma fikri hemen hemen herkes tarafından onaylanıyor ancak gerekleri ne kadar yapılıyor dersiniz. Çevre konusundaki hassasiyet enerji sorununa odaklanmış durumda, Nükleer Santraller, HES’ler tartışılıp duruyor. Enerji konusunun bu kadar ilgi görmesinin &#8230; <a href="http://doganin.melektozlari.com/doga-kirleniyor">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>KOZMETİK ÜRÜNLER DOĞAYI ZEHİRLİYOR</p>
<p>	Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakma fikri hemen hemen herkes tarafından onaylanıyor ancak gerekleri ne kadar yapılıyor dersiniz. Çevre konusundaki hassasiyet enerji sorununa odaklanmış durumda, Nükleer Santraller, HES’ler tartışılıp duruyor. Enerji konusunun bu kadar ilgi görmesinin ana nedeni, çok karlı ve vazgeçilemez olmasından dolayı büyük sermaye gruplarının hemen hemen hepsinin bu alanda yatırım yapması olabilir mi acaba?</p>
<p><span id="more-1062"></span><br />
	Bankalar çevreci krediler veriyorlar, her firma karbon ayak izini takip etiğine dair raporlar hazırlatıyor reklamlar veriyor. Ama aynı bankalar HES’ler için de kredi veriyor ve gene aynı büyük firmalar çevreyi mahveden tüketim toplumunu körükleyen yatırım ve üretimlerden vazgeçmiyor. Bu ne yaman çelişki dersiniz. Kim kime şirin gözükmeye çalışıyor.</p>
<p>	Örneğin ağaç dikme faaliyetleri çevreci sayılırken, o kampanyaları organize eden ve sponsor olan büyük firmaların, üretim faaliyetlerinde doğaya ve insana ne kadar zarar verdiğinden kimsenin haberi yok.</p>
<p>	Peki ya çevreye son derece duyarlı bizler ne kadar duyarlılık sergiliyoruz. Duyarlılığımız yapılan eylemlere, imza kampanyalarına katılmaktan ne kadar ileri gidebiliyor. Bulaşık makinesinin tükettiği elektrik ve su çevreci değerlerle alkış toplarken, hemen hemen her gün aldığımız duşlarla ne kadar su israf ettiğimiz gündeme gelmiyor mesela. Hadi diyelim duşta israf edilen su geri doğaya dönüyor sudan yana rahatız, ama o suyun içindeki sülfat kökenli deterjanlar SLS, SLES, ALS, MLS den kaçımız haberdar. Bu yüzey aktif maddelerin 1 gramının kaç ton suyu zehirlediğini kaçımız biliyoruz. Doğadan öte insan sağlığına zararlarından ne kadar haberdarız?<br />
	İsterseniz şampuanlar ve içlerindeki kimi zararlı maddeleri yazalım, bir bakın.</p>
<p>SLS (Sodium Lauret Sulfate)<br />
SLES ( Sodium Lauryl Ether Sulfate)<br />
ALS   ( Ammonium Laureth Sulfate)<br />
MLS  ( Magnesium Laureth Sulfate)<br />
Bu hammaddeler<br />
Derinin zarar görmesine yol açar<br />
Kök hücrelerine zarar vererek saç dökülmesine sebebiyet verir<br />
Kalp ve ciğer gibi organlara kadar girerek iltihaplara yol açar<br />
Çocuklarda göz gelişimini engeller</p>
<p>Sülfat bazlı hammaddeler üretim kolaylıkları ve ucuzlukları sebebiyle kozmetik sektörü başta olmak üzere endüstriyel temizlik maddelerinde de bulunur, yani sadece şampuan ve diş macunlarında değil bulaşık deterjanı, sıvı el sabunu, oto şampuanı v.b. üretiminde kullanılır. Bu hammaddeler sadece insanlara değil, suda düşük oranda çözündükleri için, atık sularla birlikte, nehirleri, gölleri ve denizleri kirletmekte, doğaya büyük zarar vermektedir. Şampuanlarla sıvı sabunlar aynı maddeden yapılıyor, birisi 1 lira birisi 5 lira aradaki fark cebimize de zarar. Demek ki o reklamlardaki insanlar boşa güzel saçlarını göstermiyor, reklamlar trilyonlarca maliyetine rağmen sabah akşam boşa dönmüyormuş, 1 e imal edilen mal 5 e satılıyormuş. İşin ürperten bir diğer kısmı bu hammaddelerin diş macunlarında da olması.</p>
<p>COCAMİDE MEA, COCAMİDE DEA, COCAMİDE TEA<br />
Şampuanlarda köpüğün çok ve kalıcı olmasını sağlayan bu maddeler, trietanolamin (TEA), dietanolamin (DEA), monoetanolamin (MEA) özellikle SLS ve diğer sülfatlı hammaddelerle birleşince, vücuda teması halinde dahi zarar verebilecek olan “nitrozoamin”leri oluştururlar. Bu maddelerin laboratuvar hayvanlarında yapılan incelemelerde beyin hasarına neden olduğu tespit edilmiştir.</p>
<p>	İnsana zarar verdikten sonra atık sularla, nehirlere göllere karışıp, o bölgedeki canlılığı tehdit ediyorlar. Bizler derelerin çevresinde atık bırakan fabrika arayaduralım, aslında fabrika evlerimizin içinde, gün be gün atık sularla birlikte doğayı biz zehirliyoruz…</p>
<p>PARABEN<br />
Kamuoyunun yakından tanıdığı bir koruyucu hammadde olan paraben, kozmetiklerin raf ömrünü artırmak için kullanılır. En son Fransız hükümeti tarafından yasaklanmıştır. Paraben insanlarda. Endokrin (hormon) bozulmasına neden olur, parabenler östrojen hareketini taklit edebilir ve üreme ve cinsel gelişimi engelleyebilir. Ayrıca alerjik reaksiyonlara sebep olurlar.</p>
<p>DMDM HYDANTOİN ve FORMALDEHİTLER<br />
DMDM hydantoin kozmetik koruyucusu olarak kullanılır kanserojen olarak kabul edilen formaldehiti açığa çıkarır. Formaldehitlerin kullanımı 2012 yılından itibaren kimya sektöründe tamamen yasaklanacaktır.<br />
	Hergün doğaya salıyoruz biz bu maddeleri. Kendimizi zehirlediğimiz yetmiyormuş gibi bitkileri zehirliyor, geleceğimizi karartıyoruz.</p>
<p>BENZOİK ASİT ve SODYUM BENZOAT<br />
Bir gıda koruyucusudur, maalesef hazır gıdaların çoğunda bulunmaktadır. Son dönem kozmetiklerde de kullanımı artmıştır. İngiltere Sheffield Üniversitesinin maya hücreleri üzerinde yaptığı araştırmada, sodyum benzoat (e211) adlı koruyucu maddenin, hücrelerin &#8220;güç istasyonu&#8221; olarak tanımlanan mitokondride dna hasarına yol açtığı tespit edildi. En son Coca Cola firması bu maddeyi kullandığı için özür dileyerek kullanımına son vermiştir.</p>
<p>PROPYLENE GLYCOL<br />
 Petrol kökenli bir hammaddedir, başta şampuanlar ve parfümler olmak üzere sık kullanım alanı vardır. Sinir sitemine ve bazı hassas organlara zarar verdiği bilinmektedir.<br />
Petrol kökenli diğer hammaddeleri yazının ilerleyen kısmında belirteceğiz.</p>
<p>DİMETHİCONE (SİLİKON)<br />
Kozmetik sektöründe yoğun kullanılan bu hammadde şampuanlarda saçı yumuşatma ve parlaklık verme amacıyla kullanılır. Ancak uzun vadede saçları zayıflattığı ve döktüğü bilinmektedir.<br />
İnsana zararı saç dökmesi ama doğaya zararı daha büyük, içine girdiği kozmetiklerin doğada çözünebilirlik oranını düşürüyor, dolayısıyla zehirlerin zehrini daha uzun süre korumasını sağlıyor.<br />
	Bunlar şampuanlar, kremlerde de durum farksız, krem içerikleri liquid petrolatum  (petrol yağı) petrolatum (vazelin) den geçilmiyor. Çevre kirlendi, ozon tabakası delindi, ne yapmak gerekiyor, tabi ki güneş kremi kullanmak. Ancak güneş kremlerinin ana hammaddesi gene bunlar. Son dönemlerde kıyı şeridinde deniz üstünde tabakalar iyice arttı, hepimiz görüp görüp iç çekiyoruz, ah denizler kirlendi diye. Peki sebebi ne dersiniz, sadece denizlere atık boşaltanlar mı hayır? Güneş yağları v.b. maddelerle yerküre sahillerini dolduran yüz milyonlarca insana bir bakmak faydalı olur.<br />
	Kullanılan pudralar, boyalar, ojeler  bunları temizlemek için gereken maddeler, koca bir endüstriden bahsediyoruz. Ticaret hacminin büyüklüğü trilyon dolar civarında.<br />
	Alternatifleri var mı sorusu sorulmaya başlamıştır bile. Sonuç olarak temizlenmeliyiz bu bir gerçek, bunun için neden doğal sabunlar kullanmayalım. Yüzyıllardır insanlığın yaptığı gibi. İlla kokmamız gerekiyorsa ozon tabakasına zararlı gaz salan deodorant yerine bitki esansları kullanabiliriz. Güneşten korunmak için, petrol yağı içeren ürünler yerine, cacao butter veya shea butter kullanabiliriz, bu yağlar güneşe karşı koruyucudur. Şampuanlara gelince sülfatsız şampuanlar bu noktada en iyi alternatifimizdir. Doğaya duyarlı firmalar tarafından üretiliyorlar.<br />
	Kısacası doğayı korumak elimizde, en büyük güç biziz çünkü üretim toplumunu var eden şey tüketim toplumudur. Farkında olmadığımız büyük bir gücümüz var elimizde tüketimden gelen gücümüz. Eğer biz doğru ürünleri tüketmeye yönelirsek, bundan başta sağlık bakımından bizler, çevre kirlenmesi bakımından doğa kazanır. Sonuçta insanoğlu kazanır…<br />
Bu gerçekleri olabildiğine fazla insana anlatmalıyız, bu makaleyi mail atabilirsiniz. Bloglarınızda yayınlayabilirsiniz. Sonuçta yazılanlar insanoğlunun ortak bilgidir ve herkesin ortak faydasına yani doğa içindir…kasına zararlı gaz salan deodorant yerine bitki esansları kullanabiliriz. Güneşten korunmak için, petrol yağı içeren ürünler yerine, cacao butter veya shea butter kullanabiliriz, bu yağlar güneşe karşı koruyucudur. Şampuanlara gelince sülfatsız şampuanlar bu noktada en iyi alternatifimizdir. Doğaya duyarlı firmalar tarafından üretiliyorlar.<br />
	Kısacası doğayı korumak elimizde, en büyük güç biziz çünkü üretim toplumunu var eden şey tüketim toplumudur. Farkında olmadığımız büyük bir gücümüz var elimizde tüketimden gelen gücümüz. Eğer biz doğru ürünleri tüketmeye yönelirsek, bundan başta sağlık bakımından bizler, çevre kirlenmesi bakımından doğa kazanır. Sonuçta insanoğlu kazanır…<br />
Bu gerçekleri olabildiğine fazla insana anlatmalıyız, bu makaleyi mail atabilirsiniz. Bloglarınızda yayınlayabilirsiniz. Sonuçta yazılanlar insanoğlunun ortak bilgidir ve herkesin ortak faydasına yani doğa içindir…asına zararlı gaz salan deodorant yerine bitki esansları kullanabiliriz. Güneşten korunmak için, petrol yağı içeren ürünler yerine, cacao butter veya shea butter kullanabiliriz, bu yağlar güneşe karşı koruyucudur. Şampuanlara gelince sülfatsız şampuanlar bu noktada en iyi alternatifimizdir. Doğaya duyarlı firmalar tarafından üretiliyorlar.<br />
	Kısacası doğayı korumak elimizde, en büyük güç biziz çünkü üretim toplumunu var eden şey tüketim toplumudur. Farkında olmadığımız büyük bir gücümüz var elimizde tüketimden gelen gücümüz. Eğer biz doğru ürünleri tüketmeye yönelirsek, bundan başta sağlık bakımından bizler, çevre kirlenmesi bakımından doğa kazanır. Sonuçta insanoğlu kazanır…<br />
Bu gerçekleri olabildiğine fazla insana anlatmalıyız, bu makaleyi mail atabilirsiniz. Bloglarınızda yayınlayabilirsiniz. Sonuçta yazılanlar insanoğlunun ortak bilgisidir ve herkesin ortak faydasına yani doğa içindir&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://doganin.melektozlari.com/doga-kirleniyor/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uranyum Piyangosu Masalı</title>
		<link>http://doganin.melektozlari.com/uranyum-piyangosu-masali</link>
		<comments>http://doganin.melektozlari.com/uranyum-piyangosu-masali#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Sep 2011 20:48:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ufuk Agun</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://doganin.melektozlari.com/?p=1057</guid>
		<description><![CDATA[Yozgat’ın Sorgun ilçesine bağlı Temrezli, Akoluk ve Mehmetbeyli köyleri için “Bu köylere uranyum piyangosu vurdu” başlıklı haberi okuyunca, Navajo halkının “uranyum piyangosu” öyküsünü yazmak istedim. Amerika Birleşik Devletleri sınırları içinde yaşayan Amerikan yerlilerinden Navajo halkı 1950’li yıllarda uranyum madenciliği ile &#8230; <a href="http://doganin.melektozlari.com/uranyum-piyangosu-masali">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yozgat’ın Sorgun ilçesine bağlı Temrezli, Akoluk ve Mehmetbeyli köyleri için “Bu köylere uranyum piyangosu vurdu” başlıklı haberi okuyunca, Navajo halkının “uranyum piyangosu” öyküsünü yazmak istedim. Amerika Birleşik Devletleri sınırları içinde yaşayan Amerikan yerlilerinden Navajo halkı 1950’li yıllarda uranyum madenciliği ile tanıştı. Uranyum madeni Navajo halkına korkunç bir miras bıraktı.<span id="more-1057"></span></p>
<p>Gazete haberine göre, yabancı ortaklı bir şirket Temrezli, Akoluk ve Mehmetbeyli köylerinin ortasına 21 sondaj kuyusu açmayı planlıyor. Sondaj sonuçlarına göre bu bölgede uranyum üretimi yapıp yapmamaya karar verilecek. Mehmetbeyli köyü eski muhtarı Adem Taş’ın anlattığına göre, şirket yetkilileri geçen sene köylülere iftar yemeği verip, herhangi bir zarar oluşursa karşılayacaklarını söylemişler. Yine aynı köyden Nevzat Elbay, &#8216;yetkililer köylülerin her türlü zararını karşılayacaklarını, köylülere iş vereceklerini söylediler&#8217; diyor.</p>
<p>1950’li yıllarda uranyum madeni için Navajo halkının topraklarına gelen şirketler aynı şeyleri söylemişler. Madenlerin çoğu yeraltına açılmış, madenciler tünellerle madene inip, küreklerle çıkardıkları cevheri, el arabaları ile taşımışlar. Madenlerde çalışan Navajo halkı tehlikeli şartlara maruz kalmış. Madenlerde havalandırma olmadığı gibi işçilere koruyucu kıyafetler de verilmemiş. Bölgede araştırma yapan iki akademisyen, Jovanna Brown and Lori Lambert, Amerikan hükümeti ve uranyum şirketlerinin uranyumun tehlikelerini saklamak konusunda gizlice anlaştıklarını yazıyorlar. Hükümet, esas amacı yerli uranyum üretiminin sürekliliğini sağlamak olduğundan, işçilerin uranyumun tehlikleri konusunda uyarılmasının işçi gücü kaybına neden olacağını düşünmüş. Maden şirketleri maliyetleri düşürmek istediklerinden, gerekli güvenlik önlemlerini ekstra maliyet olarak görüp uygulamamışlar.</p>
<p>Uranyum madeni çıkarıldıktan sonra öğütülerek parçalanıyor, su ile ayrıştırılıyor, filtreleme ve kurutma işlemlerine tabii tutuluyor. Bu işlemler sonunda tortu denilen kumlu bir atık geriye kalıyor. Bu atık hem radyoaktif maddeleri hem de radyoaktif olmayan fakat insan sağlığı için yine çok tehlikeli olan radon ve ağır metalleri taşıyor. Rüzgar, bu kumlu atık maddeyi maden civarındaki tarlalara, köylere taşıyor. Atık madde yağmurla suya karışıyor, yerüstü ve yeraltı su kaynaklarını kirletiyor, su kaynaklarını kullanan insan ve hayvanları zehirliyor. Uranyum üretimi 80’lı yılllarda durdurulmasını rağmen, bugün hala Navajo topraklarında radyasyonlu sarı uranyumlu atık maddeyi görmek mümkün.</p>
<p>Ölen bir Navajo maden işçisinin oğlu Phil Harrison, uranyum madenlerinde büyüdüğünü, çocukların bu madenlerin civarında oynadıklarını ve yıllarca uranyum bulaşmış radyoaktif suları içtiklerini söylüyor. Madenler açıldıktan 10 yıl sonra ilk kanser vakaları görülmeye başlamış. Bugüne kadar yaş ve cinsiyet ayırımı olmaksızın binlerce kişi kanserden ölmüş ve özürlü bebekler doğmuş. Madenler, Navajo halkının baskısı ile 80’li yıllarda kapatılmasına rağmen, bölge halen radyoaktif ve çok uzun yıllar böyle kalacak. Uranyum madenciliği dünyanın en büyük ikinci radyoaktif kazasına da yol açmış. 1979’de maden işlenirken oluşan uranyumlu suyu toplayan baraj çökmüş. Tonlarca radyoaktif atık su nehre karışmış. Suyu içen hayvanlar ölmüş. Bu kazadan sonra Navajo halkı et ve yün satamamış. Yeraltı sular kirlenmiş. Madenlerin kapatılması Navajo halkının örgütlenmesi ve çabaları mümkün olmuş. Madenler kapatılmasına rağmen geride bıraktıkları radyoaktif atıklar çevreyi ve insanları zehirlemeye devam ediyor. Navajo halkı kendilerine vaat edilen iş ve paranın karşılığını hayatlarını, sağlıklarını, topraklarını, evlerini kaybederek ödemişler. Uranyum piyangosu onlara para değil ölüm getirmiş. Temrezli, Akoluk ve Mehmetbeyli köylülerinin Navajo halkının öyküsüne kulak vermesinde yarar var.</p>
<p>(Cumhuriyet Yaşam)<br />
Ayşen Eren<br />
Endüstri Yüksek Mühendisi ve Sürdürülebilir Yaşam Danışmanı<br />
ayseneren@yahoo.com<br />
<a href="http://surdurulebilir-yasam.blogspot.com">http://surdurulebilir-yasam.blogspot.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://doganin.melektozlari.com/uranyum-piyangosu-masali/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Santral Meydan Savaşı</title>
		<link>http://doganin.melektozlari.com/santral-meydan-savasi</link>
		<comments>http://doganin.melektozlari.com/santral-meydan-savasi#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Sep 2011 17:15:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ufuk Agun</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Haberler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://doganin.melektozlari.com/?p=1055</guid>
		<description><![CDATA[Sinop’un Gerze ilçesinin Yaykıl köyünde, köylerine termik santral kurulmasını istemeyen köylüler ve çevreciler ile güvenlik güçleri arasında arbede yaşandı. Çıkan arbedede 7 vatandaş, 3 polis ve 2 asker yaralandı. Ayrıca termik santralı kurmak isteyen şirkete toprak sattığı iddia edilen köylülerin &#8230; <a href="http://doganin.melektozlari.com/santral-meydan-savasi">Continue reading <span class="meta-nav">&#8594;</span></a>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sinop’un Gerze ilçesinin Yaykıl köyünde, köylerine termik santral kurulmasını istemeyen köylüler ve çevreciler ile güvenlik güçleri arasında arbede yaşandı. Çıkan arbedede 7 vatandaş, 3 polis ve 2 asker yaralandı. <span id="more-1055"></span>Ayrıca termik santralı kurmak isteyen şirkete toprak sattığı iddia edilen köylülerin de ahırları çevreciler tarafından yakıldı. CHP Sinop Milletvekili Engin Altay “Yaykıl’da akan kanın sorumlusu İçişleri Bakanı’dır” dedi. Yaykıl köyü Çakıroğlu Mahallesi’nde kurulması planlanan termik santrala karşı çıkan köylülerin nöbetleri sürerken, sondaj makinelerinin yeniden geleceği haberini alan köylüler, çevrecilerin de desteğiyle sondaj yapılacak alanda gece yarısından itibaren beklemeye başladı. Gerze ilçesinden belediyeye ait otobüslerle köylülere destek için vatandaşlar da bölgeye geldi. Vatandaşların biber gazına karşı yanlarında limon getirmeleri dikkati çekti. </p>
<p>Bölgeye sevk edilen jandarma ve çevik kuvvet ekipleri vatandaşları dağıtmaya çalışırken arbede yaşandı. Güvenlik güçlerinin biber gazıyla müdahale ettiği köylüler ile çevreciler, sondaj makinelerinin geçeceği yolu oturarak kapattı. Yolda biçerdöver de bekleten vatandaşlar, çeşitli sloganlar attı. Çıkan arbedede 7 vatandaş, 3 polis ve 2 asker yaralandı. Köylülere destek veren Gerze Belediye Başkanı Osman Belovacıklı, sondaj makinelerinin köye girmesini istemediklerini, termik santralı bölgeye kurdurmayacaklarını, bunun için sonuna kadar mücadele edeceklerini ve kararlı olduklarını söyledi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://doganin.melektozlari.com/santral-meydan-savasi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

