İLHAN İREM İle “Ayılar Ve İnsanlar” Üzerine

HEY Dergisi – 19 Haziran 1974

Kurulu düzenler var dünya üstünde, yüzyıllardır sürüp giden. Bunları değiştiremezsiniz. Birer doğa kuralı gibidirler. Ya gücünüz yetmez, ya aklınızdan geçmez veya aklınızdan geçirir ama gücünüzün yetmediğini anladığınızdan “Bana ne yahu” deyip çıkıverirsiniz işin içinden.
Alfabede Z’yi alıp A’nın önüne yerleştiremezsiniz. Tekerlekleri öne doğru dönen bir arabanın geriye gitmesini sağlayamazsınız. Güneşi batıdan doğuramazsınız. kapalı kapıları, korkuları, sınırları açamaz, yıkamazsınız. Bunlar bir yana, en kötüsü insana insan olduğunu hatırlatamazsınız.

Öyle insanlar da var ki…

Durum bu. Kendi ekseni etrafında dönmeye çalışan yaşlı, yorgun, yaralı dünyamızın şüphesiz 4.000.000.000.000’e yaklaşan konukarının tümü şüphesiz ki bencil değil, şüphesiz ki akılsız, hayvanlardan da kıymetsiz değil. Ancak bunlar öylesine az ki, birini buldunuz mu, dünyanın sekizinci harikası imiş gibi peşine takılıyor, söylediği her söz kafanızın içine yerleştiriyorsunuz.

İlhan İrem de bunlardan biri. Onu sizde tanıyorsunuz, biz de. Daha çok genç. Ama kendinden kat kat büyük yaşlılardan daha yararlı. Belki binlerce canlıyı bir anda yok edecek “Atom” bombasını icat eden kadar akıllı değil, belki falanca savaşın hangi tarihte başlayıp,hangi tarihte bittiğini de bilmiyor. Ama aklında dolaşan, hep söylediği tek bir kelime var, “Mutluluk” diye. Şarkılarında mutluluktan söz ediyor, insanlara bencilliği bırakıp ellerini birleştirmelerini öğütlüyor. Kim dinler? Şüphesiz kimse, dinler de belki dünyamızın çehresi değişir, Merih’tekiler bizi güler yüzlü bir gezegen olarak tanırdı.

Bir haziran sabahı…

İlhan İrem’le karar verdik bir haziran sabahı, röportaj için resim çekimi yapmaya. Sultanahmet meydanına doğru adımlarımızı saymaya başladık. Yine mutluluğu anlatan konuları içine alan görüntülerden oluşan bir çalışma tasarlıyorduk. Ancak olaylar öylesine gelişti ki, mutluluğu bir yana bırakıp bencilliğin anlamına vardık.
Kendilerine çiçeklerin çocukları diye anlatan bir Hippy takımı ile karşılaştık. Gitar çalıyorlardı. “Raga-Rock” ın yaratılmasına yol açan şu Hint çalgısı. İlhan İrem yanlarına yaklaştı. Sanki onlar da kendisi gibi mutluluğun peşinde. Ama nerde? “Ben Türk şarkıcısıyım” dedi, “Çaldığınız şu alete biraz bakabilir miyim?”. Onlarda gülerek, neşeli bir şekilde karşılık verdiler. ” Tabii, kaç para vereceksiniz”. Şaşırmıştı İlhan. Genç sandığı, aynı düşünceleri taşıdığına inandığı kimselerin “Madde”ye bu denli değer vermelerini anlamadı.

(İlhan İrem bir hippy takımı ile karlılaştı. Ancak düzeyde insancıl görünen bu gençler için sadece “Madde”nin önemli olması onu çok üzdü.)

İkisi de zincire vurulmuştu….

(İlhan İrem kapalı kapıları zorladı, insan bulur düşüncesi ile. Ama bulduğu insanlar değildi. Oysa orada duran bir ayıcık, insan değildi ama, her insandan daha insancıldı “Madde”den uzak.)

Kapıları zorladı. Kapalı olanları. Ardında başka insanlar bulur diye. Kapı küçük bir zorlama ile açıldı. “Gıcır gıcır” sesler çıkararak. Menteşeleri paslanmıştı açılmaya, açılmaya. Ama insan yoktu burada aradığı cinsten. Küçücük bir ayı vardı. Biraz ötede annesi. İkisi de zincire vurulmuştu. Ayıcık İlhan’ı görünce tanımış gibi sesler çkardı. İlhan İrem yanına yaklaştı. Ona süt içirdi, büyüsün, o da birgün büyük bir ayı olsun diye. Sonra annesinin yanına gitti. Anne ayı ile de bir hatıra resmi çektirdi. Küçük ayı da, büyük ayı da çektirdikleri resimlerin karşılığında “Madde”nn sözünü etmediler.

İlhan irem ayıları daha çok sevmişti, daha iyi anlamıştı insanlardan. Ve yoluna devam etti mutluluğu anlatmak için ayıları ve insanları düşünerek..

Deniz İZGİ

(Resimler: Deniz İZGİ)


Halide Kaya tarafından eklenmiş son yazılar:

İLHAN İREM İle “Ayılar Ve İnsanlar” Üzerine” üzerine 1 düşünce

  1. Selam, birinci problem insanlardan kasıt? Herkes aynı mı davranır sizce? Ordaki topluluk zaten para kazanmak için yola çıkmış (uyuşturucu madde bağımlısı muhakkak) olmasa da ne fark eder yaptıkları iş belli. Esas sorun emperyAl sistemin güdümündeki işbirlikçi medya – tarikat – siyaset -sivil toplum örgütleri – mafya – ulus devlet düşmanları – değil mi? Küçük ayıcık muhabbeti mi tüm insanlığı bu azılı düşmanlardan kurtaracak ?? Madde’ ye bağlayan, duyguları yok eden davranış biçimlerini oluşturan gerçek neden ???

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir