Çevre ve Referandum

Çevre ve Referandum…

Ülkenin dört bir yanında çevreyi, doğayı, doğal yaşamı korumaya yönelik mücadele yürütülüyor.

Farklı görüşler, siyasal anlayışlardaki kişiler, kuruluşlar, dernekler, örgütler ve gruplar yağmaya, talana, soyguna, sömürüye karşı direniyor.

HES’lere, çokuluslu maden şirketlerine, altın lobilerine, nükleer ve termik santrallara, tarihi ve kültürel değerleri yok edenlere, kısacası tüm kirleticilere karşı eylemler her geçen gün yükseliyor…

Çevre direnişinin önemli ayaklarından birisi de hukuk mücadelesi.

Okumaya devam et

Kirli Savaş ve Doğa

Bir yürek vuruşu gibi suların, yitip giden yaşamların, bunca acıların ve hüzünlerin adını koymaya çalıştık hep.
Yumuşak ve adsız mevsimleri ararken biz hep gece nöbetlerini düşündük.
Hakkâri’de dün sabaha karşı 11 şehit verdik. 15 askerimiz de yaralandı.
Ülkeyi yönetenler “demokratik açılım” diye diye eli kanlı terör örgütünün bölgede cirit atmasına neden olmadılar mı?
Analar, babalar, kardeşler, sevgililer… Yüreğinde insan ve yaşam sevinci olanlar…
Artık “dur” diyelim bu kirli savaşa.
Hayallerimiz yıkıldı… Çocuklarımız öldü…
Bir türlü anlatamadık PKK’nin ayrılıkçı bir terör örgütü olduğunu… Demokratik, kültürel, sosyal haklar peşinde olmadığını…
Hiç duydunuz mu Kürt kökenli siyasetçilerin, “sağlıklı çevrede yaşam hakkı” dediğini?
Kirpikleri tutuşmuş çocukların, kuşların, rüzgârın hışırtısında eğilen dalların şarkılarını dinlerken içimizden vurulduk.
Bilinmeyen bir kentin kapısına gelip durduk kendi sevinçlerimizi ve umutlarımızı çoğaltırken, acılarla karşı karşıya kaldık.

Okumaya devam et

Şeker Fabrikalarının Özelleştirilmesi ve Direniş

         Şimdi sıra şeker fabrikalarının özelleştirilmesinde. Hazırlıklar ilerliyor. Özgür Müftüoğlu’nun da yazdığı gibi yönetimin “2010 yılı için 4-C kadrosunda istihdam etmeyi planladığı işçi sayısı 36 bin 215’tir. Halen 4-C kadrosunda çalışan 19 bin 436 işçinin yüzde 91.5’inin, özelleştirilen işyerlerinden bu kadroya geçirilen işçiler olduğu düşünüldüğünde, yeni 4-C’li olacakların da çok önemli bir bölümünün özelleştirilecek işletmelerde halen kadrolu çalışanlar olacağı söylenebilir. 2010 yılı özelleştirme programının başında, enerji kuruluşları ve şeker fabrikaları gelmektedir. Kısacası şeker fabrikası işçileri önce 4-C’ye konulacak. Bu şekilde “merak etmeyin, işsiz kalmayacaksınız” denilecek. Asgari ücretten çok da fazla olmayan ücretlerini bir süre (belki bir yıl veya daha fazla) alacaklar. Sonra da “işyerleriniz kapandı, hadi bakalım sokağa” denilecek.  Bunu sağlamak için önce fabrikalar gruplar haline getirilecek. Hepsi birden özelleştirilmeyecek. O zaman o kadar işçi ile kim başa çıkabilir. Olay zamana yayılacak.

Okumaya devam et

Yarasaların Öcü

   F.Baykurt, 1954 yılında yayınladığı  yapıtında bize,  insanların ve yılanların yaşadıkları çevreye müdahale edildiğinde, köy ortamında ortaya çıkan toplumsal ve fiziksel çatışmayı, yerel dille  anlatır.
   Yuva canlılar için önemlidir. Yaşama eyleminin başladığı, gerektiğinde sığınıldığı, üreme işlevinin yerine getirildiği, türün sürekliliğinin sağlandığı yataktır. Yuva canlı varlıkların var oldukları ilk çevredir.
   İnsanlığın toplumsal deyişlerinde, her dilde,  “yuva bozmak”  olumsuz bir davranış olarak kabul edilir, hatta lanetlenir.

 

Okumaya devam et

Özelleştirmelerde Çin Savaş Sanatı Kullanılıyor

Savaş hilesinin adı:İmparatoru yanıltmak ve denizi aşmak

Özü: Amacı gizlemek, rotayı saptırmak (Sharro Von Senger, Savaş Hileleri, 1996,s.36)
     Özelleştirilecek kamu kuruluşunun birçok işletmesine bir süre yatırım ve yenileme yapılmıyor. Böylece kuruluşun ürün veya hizmetlerinde sorunlar belirmeye başlıyor.Halk şikâyet ediyor.Birçoğu “özelleştirilse daha iyi olur” demeye başlıyor.

Okumaya devam et