GDO’ lu besinlerle zehirlenme özgürlüğü başlıyor

GDO

 

   Gündemin domuz gribi ve açılım ile bu kadar yüklü olduğu bu günlerde 26 Ekim Pazartesi günü Resmi Gazete’ de Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından yayınlanan bir yönetmeliğin zamanlaması doğrusu GDO severler için çok uygun idi.

 

Continue reading

“Başka türlü bir sabaha uyanabilmek…”

Doğanın Melek Tozları

Doğanın Melek Tozları

“ Bugün insanoğlu, kendi yarattıkları yüzünden kendini toptan yok etme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Teknoloji artık insanın kontrol sınırlarından daha ileriye gitmiştir. Ozon tabakası yırtılmış, yeraltında yapılan atom bombası denemeleri nedeniyle tüm dünyadaki fay hatları harekete geçmiştir! Artık çok tehlikeli bir noktadayız!

Continue reading

Birlikte Hareket Edebilmek Üzerine Bir Yazı…

 TEK BAŞINALIK 

Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü biri
Ve hiçbirşey yapmamaya karar verdi

Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü bir öteki
Ve yalnızlığının kuytuluğuna çekildi

Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü bir üçüncü
Ve tek başına düşünmeyi sürdürdü

Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü yüzbinler
Ve tek başınalıklarını sürdürdüler

Ben tek başına ne yapabilirim
Diye düşündü milyonlar
Milyonlarcaydılar

Ve tek başınaydılar
Bu arada birileri
Onlar adına
Karar vermekteydi

Tek başına olduklarını sananlar
Topluca ortadan kaldırıldılar….

Ataol Behramoğlu

Continue reading

En Büyük Felaket !

   ” Türkiye’de bütün çevre felaketlerinden daha büyük bir felaket yaşanıyor…

     Çevre duyarlılığı bireyin önce kendini fark edecek beyinsel aşamaya ulaştıktan sonra kazanacağı bir yetenek…
     Oysa Türk toplumu uzunca bir süredir aşamanın anlamını her konuda yitirmiş durumda…

Continue reading

Yerküre Bilinci, Su Savaşlarına Karşı

Bir canlı diyelim ki bir insanın, yaşadığı dünyasının genişliğini ve büyüklüğü, duyu organları ile algılayabildiği kadardır. Sesleri dinleyip, havayı koklayıp, rüzgara dokunduğunda, ne kadar az algıya yabancıysa, o kadar büyük bir dünyaya sahip, kainat insanıdır.

İnsanoğlunun, insandan başkasına yaşam şansı tanımadığı bitmeyen tüketme arzusu, doğanın nefesini keser, yeşerecek ağaçların, yağacak yağmurun, karın, dolunun, üreyecek hayvanın, güneşe doğacak çiçeğin zamanını değiştirerek; doğru zaman bu zaman mıydı sorusunu sorduracak kadar mevsimsel döngüyü karıştırır. Bundan daha büyük bir tehlike derinliğinde, sadece gözlerinin görmediği, belki de inlemelerini duymadığı için acılarına duyarsız kaldığı canlıların karanlık dünyasının varlığından habersizdir.

Continue reading

Yanan Yürekler…

 Yaz mevsiminin gelmesiyle yine bir konu hasıl oldu akıllarda.

 Orman yangınları…

 Yanan sadece bir bitki örtüsü olsa keşke, birçok canlının doğal yaşama alanı, söz konusu ormanın ilişkili olduğu çevre, kısacası tüm ekolojik ortam etkilenen ! Bu sebeple klasik ifade olan ” ciğerlerimiz ” den fazlası yanan.

  Yanan yürekler !

  Bu derece önemli, bir coğrafya için ormanlar. Gelgelelim her yaz ülkemizde, irili ufaklı  – bazıları hatırlarda kalıcı izler bırakan  -  yangınlar meydana gelmekte. Yürekleri burkan o görüntüleri izleyip de üzülen bizler, ne var ki yaz bitince bu tabloları unutan yine bizler ! Ne yazıktır, o kara tablo ile başbaşa kalan çevre halkından ve gönüllülerden başka ortalarda gayret içerisinde gözüken kalmıyor bir süre sonra. Başta da vurguladığım gibi yanan sadece bir bitki topluluğu değil  – ki bu bile başlı başına vahim bir tablo – maalesef, yanan ekolojik ortamın candamarı  ” ormanlar ” . Biraz daha açacak olursak, sözlüklerde ” ekolojik ortam ” ın karşılığına bakmak yeterli olacaktır bence :

   ” Canlılar arasındaki bağlantıların, ilişkilerin kurulduğu yer, çevre. “

  Ne kadar farkındayız bilmiyorum ama bu canlılar arasında, evet ilk akla gelenler kuşlar, çiçekler, böcekler ve daha niceleri olsa da bizler, yani insanlar da büyük resme bakıldığında, bu  ” çevre ” ye tabiyiz.

  Ama yaradılış gereği bu canlılar içerisinde en bilinçlisi olmamız gerekirken en vurdumduymazı olmayı mı seçmişiz ne ? ! Sanki bu rolü üstlenmişiz, hatta bir adım ileri giderek başrole soyunmuşuz katledişte de !

  Sözün özü, geçmiş yazlarda olanlar için yapılacak pek birşey kalmadı, yapılanlar da yapıldı, yapılıyor..

 Ama zaman ileri akıyor ve gelecek günler, varolanları korumak bizim elimizde, biraz daha dikkatli ve duyarlı olmaya bakıyor ! İkincisini benimsemek ilkini getiriyor zaten. Unutmayalım;

  Bugünden yarına çiçekli bir yol uzanır . . . . . . . . . .