Kazdağı’ nda Siyanür
Ekleyen Ufuk Agun
Necati Doğru’nun 17 Ekim tarihli Vatan Gazetesi’ndeki köşesi haberdar etti beni. Düşlerimde yaşattığım mekan Kazdağı siyanüre bulanacakmış. Yine birilerini zengin ederken, zenginliğin sahiplerini zehirleyecekler!..
Çevre katliamı cabası…
Söz konusu köşe yazısı aşağıda. KazDağı’ nı koruma girişiminin web sitesi ise : http://kazdagikoruma.blogspot.com
Açgözlüler Kaz Dağı’ na altın bulmaya geldi!..
Açgözlüye dünyayı versen yine doymaz. Açgözlüler, dünyayı kazdılar, dünya kadar altın çıkardılar. Dünya insanlığına bir yararı olmadı, 6 milyar dünya insanının 4 milyarı yoksulluk sınırında yaşıyor. Altın çıkartan, pazarlayan az sayıda altın patronu ve sınırlı sayıda şirket; dünyada “ altın kokusu aldıkları her karış toprağı ” siyanürlediler.
Haber almışlar.
Kaz Dağı’ nda altın varmış.
Siyanürlerini alıp geldiler.
Dağa siyanür emzirecekler.
Topraktan altın sağacaklar.
Sadece siyanürleriyle gelmediler “ ellerinde ezber belleten kasetleri ve yeni emperyalist kasetçalarlarıyla ” da geldiler. Her gittikleri ülkede aynı ezberi kasetçalara sürüp o ülkenin halkına; “altınla bitiyor her iş…” diye dinletiyorlar.
Şimdi sıra Türkiye’de.
***
Ezber belleten kaset, şöyle çalıyor: Türkiye’nin topraklarının altında 6 bin 500 ton altın, 100 bin ton da gümüş var. Değeri 70 milyar dolar ediyor. Türkiye, dünyanın sayılı altın üreticileri arasında yer alabilir. Kuyumcularımız işledikleri altını ithal ediyor, kendi toprağımızdan çıkan altını işlerlerse Türkiye, dünya altın piyasasının yüzde 10’unu etkiler.Ezber kaseti dönüyor:Altın bulmamızı istemiyorlar.Zengin olmamıza karşılar.Şunu istiyorlar:Altın toprak altında duracak.Benim halkım fakir kalacak.Kim Türkiye’de siyanürle altın aranmasına karşı çıkıyorsa onlar dünya altın stoklarını elinde tutan ülkelerin maşası oluyor. Allah bu madeni her yerde yaratmamış. Bizim ülkemizde yaratmış.Ezber kasetleri önce geldi.Cumhuriyet döneminde yapılmış, kurulmuş, üretilmiş, biriktirilmiş ne kadar varlık varsa satarak (özelleştirerek ve yabancılaştırarak) büyüme ve istikrar sağlamaya çalışan Tayyip Erdoğan iktidarı, bu ezber kasetlerini dinledikten sonra, toprak altındaki altını da satmak üzere 2004 yılında 3213 sayılı Maden yasası çıkartarak,100 bin kilometrekaresi Batı Anadolu’da olmak üzere 155 bin kilometrekarelik bir alanda maden arama ruhsatı verdi.***
Çoğunluğu yabancı firma.Ve onların yerli ortakları.100 yıllık zeytin ağaçlarının, elma ve sadece bu bölgede yetişen tüysüz şeftali bahçelerinin, 47 çeşit endemik bitki türünün; aslan, kaplan, fil, timsah, zürafa hariç her çeşit yaban hayvanı ile evcil hayvanın hayat bulduğu Ege ve Marmara’nın oksijen deposu Kaz Dağı’nı da içine alan Balkesir-Erdek-Çanakkale-Edremit Körfezi-Ayvalık hattında 11 yabancı-yerli altın arama şirketine ruhsat verildi. Bu 11 şirket arasında kendi öz ülkelerinde siyanürle altın aramaları yasaklanmış olan yabancılar da var.Dağı 36 yerden deliyorlar.Zümrüt yeşili dağa paslı bir hançer gibi giren 3 metre eninde 1 kilometre uzunluğunda 36 yol açtılar. Milli Park içinde, SİT ve orman alanı içinde Kaz Dağı’nın altından 1 milyon ton toprak çıkartacak, buna 400 ton siyanür emzirecek, içindeki 250 ton altını sağacak ve siyanürlü toprağı yeniden dağlarda açtıkları galeriler içine yerleştirecekler.Altını alıp gidecekler.4 milyar dolar kazanacaklar.Türkiye’ye sadece yüzde 2 vergi verecekler. Kaz Dağı, yüzde 2 vergi ve çok düşük ücretle birkaç bin kişiye iş verilmesi karşılığında siyanürlü dağ olacak.Sularından siyanür sızacak.Havasına siyanür sinecek.
Necati Doğru’nun yazısı yukarıdaki gibi.
Peki ne olacak ki Kazdağı’ndan altın çıkarılsa? Bir bakalım;
Kaz Dağı’nda altın çıkarılırsa; 1 trilyon ton toprak işlenecek, 400 bin ton siyanür kullanılacak.
Kaz Dağı’nda altın çıkarılırsa; 2 milyon 580 bin dönüm orman, 10 milyon zeytin ağacı etkilenecek.
Kaz Dağı’nda altın çıkarılırsa; su kaynakları azalacak ve kirlenecek.
Kaz Dağı’nda altın çıkarılırsa; orman köylülerinin geçim kaynağı azalacak ve göçe zorlanacak, 20 bin zeytin üreticisi, 80 bin zeytin işçisi ile 30 bin aile etkilenecek. Ürünlere alıcı bulunamayacak. Bölgeye olan turist sayısı azalacak.
Her yıl zeytinden, zeytinyağından ve diğer tarım ürünlerinden elde edilen 650 milyon dolar ve ayrıca turizm gelirleri kesilecek.
Bir altın madeninin ömrü 10 yıl… Kaz Dağı’nda altın çıkarılırsa; 10 yıl sonra siyanür çukurlarıyla üzerinde ot bitmeyen toprak dağları kalacak. 10 yılda verilen zarar yüzlerce yıl temizlenemeyecek.
Ve ayrıca ilgilenenler için bir not: İlhan İrem ve “bana kainatların hediyesi” dediği Hansu İrem, Kazdağlarında evlenmişlerdi…
18 Kasım 2007 - 12:48
‘ Türkiye’ nin nükleer enerji santraline gereksinimi yoktur ‘
TMMOB’ ye bağlı EMO ve Nükleer karşıtı platform 8 Mayıs’ ta TBMM’ den geçirilen önceki Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer veto ettiği için yasalaşmayan 5654 sayılı ‘ Nükleer Güç Santrallerinin kurulması ve işletilmesi ile enerji satışına ilişkin yasa tasarısı ‘ hakkında kamuoyuna bir açıklama yaparak hükümet ve topluma ‘ Türkiye’nin nükleer enerji santraline gereksinimi yoktur ‘ mesajını verdi. Nükleer santrallerin ülkemizin jeolojik yapısı ve mevcut aktif fay hatları gerçeği düşünüldüğünde çok riskli ve tehlikeli olduğu şu mesajla tekrar hatırlatıldı: ‘ Aceleye getiren yok acele işe şeytan karışır diyen Enerji Bakanı Hilmi Güler, Türkiye’ ye nükler santral kurmak inadıyla şeytanı rehber edinmiş olup, ülkeyi sonu belirsiz bir noktaya götürmektedir.
Metnin tamamı http://www.nukleerehayir.org sitesinde.