Tanrıçaları ve İnsanları Rahat Bırakın !

Kırmıtlı Kuş Cenneti

Anadolu tanrıçalarının mekânı Kastabala ve Kırmıtlı Kuş Cenneti’nin geleceği çimentoyla tehdit ediliyor. Bölgede kurulacak, alelacele ÇED onayı verilmiş çimento fabrikası için Kültür Varlıkları Kurulu’ndan görüş alınmadı, sağlık açısından uygun olup olmadığı sorulmadı. Doğa, insan ve tarih gözden çıkarılırken yöre halkının gözü “istihdam”la boyanmak istendi… Muhtarlar yürütmenin durdurulması için dava açtı, arkeologlar, biyologlar, mimarlar tarih ve doğayı korumak için bir araya geldi…

Gözünüz açık ya da kapalı, binlerce yıl öncesine gidebilirsiniz, bu kentte… Bir rahibe olup ateşlerin üzerinden çıplak ayakla geçip efsanenin soluğunu da duyabilirsiniz, eğer, doğayı olduğu kadar arkeolojik alanları da kendisine bir şantiye, bir fabrika kurma yatağı kurmak isteyenlerin ve onlara bu onayı verenlerin hışmından kurtulabilirseniz… Sözünü ettiğimiz yer Osmaniye’de “kutsal şehir” olarak da anılan 2500 yıllık “Hierapolis Kastabala”. Sadece o değil, “Kırmıtlı Kuş Cenneti” de tehdit altında. Çünkü üzerlerine bir çimento fabrikası kurulması planlanıyor. Universal Çimento Sanayi AŞ’nin Entegre Çimento Fabrikası için ÇED yönetmeliğine uygun hazırlattığı “Proje Tanıtım Dosyası”nda proje alanında ve yakın çevresinde arkeolojik miras bulunmadığı yazıyor. 600 küsur sayfalık ÇED raporunda herkesin bildiği Kastabala’dan tek bir satır yok. Dahası bir çimento fabrikası için öncelikle “görüş”ünün alınması gereken Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu da bu projeden habersiz. Kendilerine görüş sorulmadı çünkü. Projeye “olumlu” onayı veren makam ise Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) ve Planlama Genel Müdürlüğü. 19 Kasım 2007 tarihli kararda, bugün de aynı görevi sürdüren Genel Müdür Vekili Ömer Soylu’nun da payı var. Fabrikaya ÇED olumlu belgesi verilirken “Sağlık Etki Değerlendirmesi” yapması gereken sağlıkçılar da atlandı. Halbuki çimento fabrikaları “Gayrı Sıhhi Müesseseler (GSM) Yönetmeliği”nin zarar boyutu en yüksek olabilecekler sıralamasında ilk sıralarda yer alıyor. Özellikle hava, su, toprak ve gürültü kirliliğine neden olacakları için, insan yerleşim yerlerinden mutlaka uzak olmaları gerekiyor.

Haber duyulur duyulmaz yöre sakinleri, meslek örgütleri harekete geçti.. Türkiye Biyologlar Derneği, Adana Peyzaj Mimarları Odası, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Figen Doran ve Osmaniye Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Umur Gürsoy hemen kolları sıvayıp bir rapor hazırladı. Rapor, çimento fabrikasının Hieropolis-Kastabala antik kenti, Kırmıtlı Kuş Cenneti, Karatepe-Aslantaş Milli Parkı ve Karatepe Antik Yerleşim alanı üzerinde yaratacağı ve geri dönülemeyecek nitelikteki olumsuz etkilerini ortaya koyuyor. Ekonomik ömrü 100 yıl olan fabrikanın Osmaniye’ye 10, Kırmıtlı Kuş Cenneti’ne dört kilometre, Kesmeburun köyüne ise yaklaşık yüz metre mesafede olduğu anımsatılarak fabrikanın ekonomik fayda değil yük getireceği, doğaya, tarihe ve sağlığa zarar vereceği anlatılıyor. Rapor, zararları şöyle detaylandırıyor: “Hammadde ihtiyacı ocaklardan patlatma yöntemi ile elde edileceğinden bitki örtüsü yok olacak, fabrikadan dış ortama atılan hava kirleticileri ve hammadde olarak tüketeceği kayaların parçalanması, yakıt yakılması sırasında ve kül deposu kaynaklı uçucu tozlarla akciğerlere giren metal kökenli kanserojenler başta solunum yolları hastalıkları ve kanserler olmak üzere toplum sağlığına zarar verecek, deniz ve demiryolundan uzak olan fabrikadan İskenderun limanına, hammadde için de ocaklara yoğun kamyon trafiği olacak, kamyonlar titreşim, toz ve petrol emisyonları ile trafik kazalarını arttıracak. Geçim kaynağı hayvancılık, bağcılık ve zeytin tarımı hava kirliliği, yaprakları kaplayıcı toz nedeniyle fotosentez azalması ve çiçeklenme döneminde meyva tutmasının azalmasıyla zarar görecektir.” Bu rapor yöre halkını harekete geçirdi. Osmaniye Barosu, Mimarlar Odası Adana Şubesi, Kazmaca ve Yeniköy Muhtarlığı ÇED raporunun iptali ve yürütmeyi durdurmak için Adana İl İdare Mahkemesi’ne dava açtı. Karatepe- Aslantaş Koruma Derneği, Osmaniye’deki Çukurova Doğa Derneği, Adana Biologlar Derneği, Mimarlar ve Peyzaj Mimarları Odaları, ÇEKÜL, Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı ve Arkeoloji Ana Bilim Dalı Başkanlığı da Adana Koruma Kurulu’na ilettiler raporu. CHP milletvekilleri Berhan Şimşek, Faruk Demir ve Gökhan Durgun da bölgeyi inceledi ve soru önergesi için kolları sıvadı. Tarih mirasına, doğaya karşı bir çimento fabrikası… Yüz yıllık kâra karşılık, binlerce yıllık bir geçmiş… Hangisinden vazgeçmek daha ahlaki dersiniz?

HALET ÇAMBEL: BU YASALARA AYKIRI…

Arkeolog, Prof. Dr. Halet Çambel, 1946 yılında Karatepe’yi keşfeden ilk arkeologlardan. O tarihten bu yana kendini Karatepe’ye adayan, restorasyonunu üstlenen, eşi Nail Çakırhan ile birlikte burada Türkiye’nin ilk açık hava müzesini kuran Çambel de Karatepe ve Kırmıtlı Kuş Cenneti’ne çimento fabrikası kurulmasını engellemeye çalışıyor, daha doğrusu tarihi ve doğayı korumaya çabalıyor. Çambel’e, yaptıklarını ve yapacaklarını sorduk: – Çimento fabrikasını durdurma girişimleri nasıl başladı? Şirket gizlice bu işi kotarmış, biz aylardır orada çalıştığımız halde duymadık, bir gün esnaf, çimento fabrikası kuruyorlar, tarlalar mahvolacak bir şeyler yapın, deyince haberdar olduk ve işin peşine düştük. Bölgeyi inceledik. İlk görüşmeyi valiyle yaptık, yanıtı; “Yasal izinler tamam, yapılacak bir şey yok, ancak görüşü sorulmayan Adana Koruma Kurulu’na başvuru yapılabilir…” oldu. Bu arada Oktay Ekinci’den yardım istedik. Adana’daki odalarla temasa geçti, yazılarıyla kamuoyunu bilgilendirdi. 26.02.2008’te Kurul’a başvurarak söz konusu çalışmaların yörenin tarihi mirasına, turizmine, doğal çevredeki bitki, canlı türlerine ve insan sağlığına zarar vereceğini vurguladık. Konu Adana Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nda gündem dışı görüşüldü. Kurulca değerlendirilene kadar söz konusu alandaki inşai ve fiziki müdahalelerin durdurulmasının uygun olacağı görüşüne varıldı.

– İlgili Bakanların izni durdurup kazıyı başlatması gerekmez mi?
Tabii. Kastabala kalesi, surları, 5 bin kişilik tiyatrosu, stadyumu, tapınakları, hamamları, kaya mezarlarıyla Anadolu’daki en önemli antik kentler arasında bulunuyor. Üstte olduğu kadar altta da zengin tarihi miras yatıyor.

– Nasıl böyle bir sit alanını yok sayıyorlar?
Kimi koltukla korkutulmuş, bir kısmının haberi olmamış, bir kısmını satın almışlar, ya da yanlış bilgilendirmişler. Mesela koruma kurulundan görüş alınmamış, köylü de istihdam vaadiyle kandırılmış. 700-800 kişi istihdam edeceğiz deniyor. Halbuki bu fabrikalar ileri teknoloji, otomasyon sistemleriyle çalışır ve vasıflı işçi istihdam edilir. – Fabrikayı kurmak isteyen kim, ya da kimler, öğrenebildiniz mi? Kesmeburun Köyü Akyatan Mevkii’nde 522.501 metrekarelik alanda, yüzde 65 yabancı sermayeli (gerçek oranın yüzde 85 olduğu söyleniyor) olarak kurulması planlanan fabrikanın girişimcisi 20. Dönem ANAP Çankırı Milletvekili olan Mete Bülgün. 2001’de “karşılıksız çek verdiği” gerekçesiyle tutuklanmış. 2002’de Fransızlarla Aksaray Şeker Fabrikası kurmak için Hazine’den aldığı araziye bir çivi çakmadığı gibi araziyi kredi almak için ipotek etmiş. Krediyi ödemediği için de Vakıflar Bankası icraya vermiş.

Halet Çambel– ÇED raporunu yalanlayan alternatif raporlar var, siz bir arkeolog olarak bu raporlara nasıl bir katkıda bulundunuz, sizin açınızdan hata ya da suç olan nedir?
   Fabrikanın tarihi ve arkeolojik Kutsal Hierapolis Kastabala ören yerine dahil Kesmeburun Tepesi’ne oturtulması, ören yerinin kale ve sit alanı ile tepe arasındaki arkeolojik bölgeye malzeme nakli için yollar yapılması yasalara aykırı. Ayrıca, turizm, doğa, dolayısıyla Kuş Cenneti ve tarım açısından da son derece değerli bir havza fabrikanın etkileri sonucunda elden çıkacak. Amaç, çimento fabrikasının yapılmaması değil, başka uygun bir yere yapılması. Bilmiyorum. ÇED kararı ortada. Ümidimiz hatadan bir an evvel dönülmesi.


Alper Arın tarafından eklenmiş son yazılar:

Tanrıçaları ve İnsanları Rahat Bırakın !” üzerine 2 düşünce

  1. Öncelikle Halet ÇAMBEL hocamıza Kesmeburun köyüne yaptığı iyilikten dolayı teşekkür ederiz.Kesmeburun
    köyü yeni muhtar adayımız Efendi Panpallı’da tarihi
    eserlerine sahip çıkacak biridir.İnşallah seçilirse köyü
    ve çevresindeki canlı, cansız varlıkları koruyacağına
    inanıyoruz.

  2. Arkadaşlar geçtiğimiz günlerde sayın Başbakanımız Osmaniye’ ye geldi. Çimento fabrikasından bir kelime dahi
    söz etmedi. A.Ş.’ nin dediği gibi, bölge halkının can damarıydı. Binlerce kişinin ekmek kapısıydı. Niçin sayın Başbakanımız böyle bir yatırımdan söz etmedi. Çünkü böyle bir yatırım savsatası yalandı da ondan. Ellerinden gelse
    hemen insan sağlığını, çevreye vereceği zararı hiç
    düşünmeden fabrika kuracaklardı. Bir köy sahipsiz olursa
    böyle mi satarlarmış. Halet Çambel hocamız olmasa köy
    elden çıkmıştı. Var olsun sağ olsun hocama derim. Buradan
    şunu söylemek istiyorum. Hiç kimse benim köyüm olan
    KESMEBURUN KÖYÜ’ nü Pazarlamaya ve Satmaya kalkmasın. A.Ş.’ nin adamları çok paramız çıktı diyorlarmış. Kime ne verdilerse çekinmeden açıklasınlar. Onlar da ortaya çıksın. Kendileri açıklamaktan çekiniyorlarsa, basına el altından versinler onlar açıklar. Kesmeburun Köyü arazisini
    kaça kiraladılar? Kaç para verdiler? Kaç yıllığına kiraladılar? Başka ne verdilerse açıklamalarını istiyoruz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir